Yurttaşın Sağlığı Bir İstatistik Verisi Değildir!

Fuat Tanyel’i kaybettik. Başın sağ olsun sağlık sistemi.

Fuat Tanyel kim miydi?

Siyasetçi değildi. Başkan değildi. Ünlü değildi. Milletvekili ya da bakan hiç değildi.

Fuat Tanyel  bu ülkenin yetiştirdiği ve ülkeye  emeği geçmiş, üstelik  sağlık primini düzenli ödemiş bir vatanperverdi. Eşti. Babaydı. Bu ülkeye evlat yetiştirdi. Kardeşti. Abiydi. Komşuydu. Torunu ile geçirecek zamanı olan bir dedeydi.

Ve  Muğlalıydı.

Bir yıldır  kendi doğup büyüdüğü  şehirde  hastane kapılarını aşındırdı.

“Bana bir şey oluyor” dedi.

“Dostlar, doktorlar bana yardım edin” dedi.

Ama anlatılanlara göre sistem, onu yeterince duymadı.

Kapılarda sıra vardı. Yatak yoktu. Servisler doluydu. “Bugün olmaz” denildi, “yarın bakalım” denildi. Bekletildi, gönderildi, yeniden çağrıldı. Umutla korku arasında geçen bir yılın sonunda geriye, hasta yakınlarının dile getirdiği ihmaller zinciri iddiaları kaldı.

Fuat Tanyel bir günde kaybedilmedi.

Her “bir şey yok” denildiğinde biraz daha,

her “bekleyelim” denildiğinde biraz daha.

Ve bugün dönüp bakıldığında şu soru kaçınılmaz hale geliyor:

Bu ülkede sıradan bir yurttaşın hayatı, gerçekten ne kadar korunuyor?

Üçüncü basamak bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ağır bir hastalığı zamanında teşhis edemiyor ve bir yurttaşı aylarca hastane hastane dolaştırıyorsa, burada sorun bireysel midir yoksa sistemsel mi? Sağlıkta başarıyı bina sayısıyla, yatak kapasitesiyle, basın toplantılarında paylaşılan rakamlarla mı ölçeceğiz; yoksa bir babanın hayatta kalıp kalamadığıyla mı?

“Uzman doktor yüzü göremedik” diyen hasta yakınlarının sayısının artması ne anlama gelmektedir? Hastalar neden randevu aldıkları hekimleri tedavi süreci boyunca göremez hale gelmiştir? Uzman sorumluluğu neden fiilen asistanların omuzlarına kalmaktadır? Sağlıkta şeffaflık ilkesi, hastanın ve yakınının cevapsız bırakılması mıdır?

Özel hastaneler bu tablonun neresindedir? Denetimleri kim tarafından, hangi sıklıkla ve hangi ölçütlerle yapılmaktadır? Neden birçok hasta, çözüm bulamayınca yeniden kamu hastanelerine dönmek zorunda kalmaktadır? Bu bir tesadüf müdür, yoksa sistemin sorgulanması gereken bir döngüsü müdür?

Fuat Tanyel bugün aramızda değil.

Ancak onun yaşadıkları, bu şehirde ve bu ülkede benzer süreçlerden geçen binlerce yurttaştan bağımsız değil.

Bu yazı bir suçlama metni değildir.

Bu yazı bir ağıt da değildir.

Bu yazı, kamu adına sorulan soruların kayda geçirilmesidir.

Bu noktada yapılması gereken, acının üzerine hüküm kurmak ya da peşinen suçlu ilan etmek değildir. Yapılması gereken, iddiaların ciddiyetle ele alınması ve şeffaf biçimde incelenmesidir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet etmek bir sorumluluktur. Hasta yakınlarının dile getirdiği ihmaller zinciri iddiaları gerçek midir? Tedavi sürecinde anlatıldığı gibi eksiklikler yaşanmış mıdır? Yoksa yaşanan kaybın yarattığı derin acı ve duygu yoğunluğu, olayların sağlıklı biçimde değerlendirilmesini zorlaştırmakta mıdır? Bu soruların yanıtını ne hasta yakınları ne de kamuoyu kendi başına vermelidir. Yanıt, bağımsız ve kapsamlı bir idari inceleme ile ortaya konulmalı; kamuoyuna açık ve tatmin edici biçimde paylaşılmalıdır. Ancak bu şekilde hem adalet duygusu zedelenmez hem de benzer acıların tekrar yaşanmasının önüne geçilebilir.

Sayın Yetkililerimiz;

Fuat Tanyel bir dosya numarası değildi.

Bir yurttaştı.

Ve bu sorular, onun ardından sorulmak ve yanıt bulmak  zorunda. Bu konuda özverili çalışmalarınızı bekliyor ve umut ediyoruz.

Fuat Tanyel’e Allah ‘tan rahmet ailesine, sevenlerine, sevdiklerine sabır dileriz.

Haydi selametle…

Yayınlama: 06.01.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.