Günümüz Türkiye’sinde okullar, ilim irfan yuvası olmaktan çıkıp; hijyen eksikliği, güvenlik zafiyeti ve dijital zorbalığın kuşatması altında birer “BEKA SORUNU” merkezine dönüşmüştür.
Bugün sınıflarda yaşanan şiddet, sadece disiplin yönetmelikleriyle geçiştirilecek bir asayiş olayı değil; toplumun köklerini tehdit eden bir çürümedir. Siyasetin kısır çekişmelerine kurban edilemeyecek kadar hayati önemli ve derin durumdur. Sosyal medya platformlarında paylaşımları analiz ettim. “Bizim dönemimiz de bunlar yoktu. Aile ve öğretmene saygı-sevgi vardı.” Kardeşim bırak süslü, siyasi cümleleri. Yıl 2026 ve bilim-dijital çağdayız. Birilerini suçlamak, övmek yada dibe sokmak bir getiri sağlamaZ. Sonuç önemlidir. Beka sorunumuz için ne çözüm üretebiliriz, ne gibi önlem alabiliriz? Önem arz eden konu SONUÇ.
Çocukların bu hale gelmesinin suçlusu artık sadece şiddet içerikli diziler veya oyunlar değildir. Asıl tehlike, sosyal medya platformlarında boy gösteren, lüks hayatı ve şiddeti bir güç gösterisi olarak pazarlayan dijital çetelerdir. Algı Yönetimi. “Edit” videolarıyla parlatılan suç örgütü liderleri, 13-18 yaşındaki çocukların yeni rol modelleri haline gelmiştir.
Sosyal medyada yasak peşinde koşan irade, bu platformları birer suç akademisine çeviren çete paylaşımlarına karşı yeterince diş gösterememektedir. Sokaktaki polisi aşan bu durum, çocukları dijital mecralar üzerinden tetikçiliğe veya suça özendiren bir bataklığa sürüklemektedir.
Bir AVM giriliyorsunuz. X ray cihazından geçerken 6136 sayılı kanuna aykırı bir kesici alet yada silah geçirmeniz yasak. Peki girdiğiniz AVM’de kesici alet satılıyor. Bu bir önlem mi yoksa yasa ile mevzuatı uygulayıp adet yerin bulsun uygulamamı. Silah- kesici alet vb.. sokakta kolay temin ediliyorsa burada ciddi asayiş açığı var demektir.
Yazılarımı takip eden dostlarım daha bir ay önce yazdığım şu yazıyı hatırlasınlar. “ 15 yaşındaki çocukların cebinde çakı ağabeylerinde silah var. Şok denetimler önemli”. İşte ülkemizin en büyü sorunu DENETİM EKSİKLİĞİ.
Türkiye’nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Marmaris’te dahi bir okulun tuvaletinde sıvı sabun yoksa, orada eğitimden değil sadece hayatta kalma mücadelesinden bahsedilir.
Gelir elde etmek için düzenlenen kermesler, geceler ve etkinlikler bir “yama” işlevi bile göremiyor. Velilerden toplanan paralarla alınan, iş adamlarının “sadaka” niyetine gönderdiği arızalı klimalar, eğitim sistemindeki plansızlığın ve bütçe yetersizliğinin acı birer anıtıdır.
Özel güvenlik yasası kâğıt üzerinde dururken, okullar temizlikçisiz, sabunsuz ve savunmasız bırakılmıştır. Hükümetin asli görevi olan temel ihtiyaçların karşılanmaması, veliyi okulun “finansörü”, öğretmeni ise “tahsilatçı” konumuna düşürmüştür.
Yeni nesil öğrenci profili, geleneksel aile yapısını darmadağın etmiş durumdadır. Ebeveynler, kendi evlerinde kendi çocukları tarafından “ESİR ALINMIŞ” bir vaziyettedir.
Disiplin kurmaya çalışan anne-baba; “EVDEN KAÇAR MI?”, “KENDİNE ZARAR VERİR Mİ?” veya “SUÇ ŞEBEKELERİNİN AĞIRNA DÜŞER Mİ?” korkusuyla eli kolu bağlı bir şekilde odasının kapısında beklemektedir.
Tokatlamanın veya bağırmanın çözüm olmadığı bu yeni yapıda, çocuklar dış dünyadan kopup odalarına, aslında dijital dünyanın en karanlık köşelerine iltica etmektedir.
YA EL BİRLİĞİ İLE SORUNLAR ÇÖZÜLECEK YADA ÇÖKÜŞ
Döndü dolaştı iş yine polisin kapısına dayandı. Ancak her okulun kapısına bir polis dikmek, içerdeki çürümeyi durdurmaya yetmez. Okullarda şiddeti bitirmek; sosyal medyadaki suç güzellemesini kaynağında kurutmakla, okullara lütuf gibi değil hak olarak temizlik ve güvenlik bütçesi ayırmakla başlar. Bu bir siyaset malzemesi değil, toplumsal bir varoluş kavgasıdır. Eğer bugün bu çocukları çetelerin, hijyensizliğin ve sahipsizliğin elinden çekip alamazsak; yarın koruyacak bir geleceğimiz kalmayacaktır. Buda çok ciddi BEKA SORUNUDUR.
