Bir Kara Çarşaf Bir Türban Bir Tülbent Bir Fular Hastanedeydik!

Anneydik

Evlattık

Kardeştik

İnsandık

Bir aradaydık

Konu memleketti…

Hep giyindiklerimizle bulmaya çalıştınız ya kimliklerimizi adımızı yazmaya gerek duymadım.

Bir mektup bu, bir kadından memleketini yönetenlere. İçinde acı, utanç ve vatan sevgisi var…

Beş kadındık, biz hastane bahçesinde. Birimiz kara çarşaflı, biri tesettürlü, biri yarı çıplak, ikisinin başı açık eh diğerlerine bakınca ne oradan ne buradan karar vermek zor muğlak.

Önce hayat gaalesinden dem vurduk. Ektiğimiz tohumların alamadığımız veriminden, sokağın pahalı halinden gözleri doymayanlardan, kalbi aç kalanlardan, midesi yemeğe kavuşamayanlardan bahsettik. Birimiz evlat , diğerimiz kardeş acısıyla yanmış senelerce. Ölümle yüzleşince para hırsına yenik  düşen insana acımış anne  yürekleri. Bir diğeri anne olmayı çok istemiş. İki kez düşük yapmış. Doktorlar “eskisi kadar tutanamıyor bebeler gıdalar bozuldu” demiş. İki kardeşi evlat edinmişler. İkisini de büyütmüş gelin etmişler. Şimdi torunları bekliyorlar.

Peşine düşmüyorlar başımızdakiler oysa bu dertler hayat memat meselesi. Bir Yozgatlı, bir İzmirli, bir Adıyamanlı bir Kayserili bir Ankaralı…

Onlarla otururken haydi dedim kızlar çaylar benden. Gittim hastanenin kafesine 5 çay almak için. Önümdeki adam avro ile ödeme yapmak istedi. 10 Avro verdi. Para üstü olarak bir 200 TL, bir 50 TL verdiler. Vay be dedim içimden. Bu nasıl bir  kötü ekonomi yönetimidir. Bu nasıl bir kayıtsızlıktır. Bu durum 600 milletvekilinin olduğu ülkemde mi yaşanıyor…Milli değerlerimizin değersizleştiğini görmenin kanına dokunduğu kaç kişiden biriyim acaba? Etraf çok sessiz algılayamadım.

Gittim masada tüm hatunlara anlattım. “Elin 10 Lirasına benim en yüksek banknotumla para üstü veriliyor. Siz ne diyorsunuz” dedim.

Başı kapalı olan “sırf bu gidişata dur demek için tam zıttında olan partiye oy verdik ailece” dedi. Kara çarşaflı olan “artık meclisteki hiçbir siyasi partiye inancım yok gitmedim sandığa” dedi. Yarı çıplak olan “al benden de o kadar durdukları yerde birbirlerini çürüten yumurtalar gibi hepsi” dedi. Diğerlerinin söylediklerine de bakılırsa masada alkış çavuşu boşluğu vardı. Temiz hava, berrak vicdan ama gidişatı okuyan endişeli kalplerden bir masa olmuşuz bilmeden.

Şekil sizi yanıltmasın, halkı sandığınız gibi uyku tutmuyor artık. İster kulak verin bu sese, ister bildiğinizi okuyun. Hanımlar/Beyler.

Türkiye’nin siyasi tarihi “ben oldum” diyenlerin,  hiç beklemedikleri anda siyasi ölümleri ile dolu. Kibirden vakit kalırsa bize bekleriz sizleri …

Nene Hatun burada, Kara Fatma burada, Sabiha Gökçen burada, Afife Jale burada…

Ve “bin ölür bin diriliriz” diye diye  hep yurdumda kalacak. İster duya duya anla, İster vicdanını sıkı sıkı kapa…!

Haydi selametle…

Yayınlama: 29.05.2025
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.