Muğla’da Hafta sonu Siyaset Hastaneye Kaldırıldı

Devlet, ciddiyetle yürütülür. Hele ki söz konusu olan halk sağlığıysa, devlet kurumlarının kapısından siyasetin gölgesi bile içeri girmemelidir. Ancak Muğla’da yaşananlar, kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açacak cinsten.

AK Parti Muğla İl Teşkilatı, basına ve sosyal medyaya yansıyan iddialara göre kendi içindeki çekişmeleri yalnızca parti içinde değil, kamu kurumlarının içinde de sürdürüyor. Tartışmaların merkezinde ise İl Sağlık Müdürlüğü, Devlet Hastaneleri ve zaman zaman Bodrum Adliyesi yer alıyor.

Bu tablo, yalnızca bir partinin iç meselesi değildir. Çünkü kamu hizmetinin kesintiye uğradığı, liyakatten çok sadakatin konuşulduğu her durumda zarar doğrudan halka dokunur.

O yüzden soruyoruz:

1. Devlette süreklilik esastır. Halef-selef saygınlığı neden bu kadar hızlı aşındı?

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, yeni atanan ya da görevdeki bürokratların selefleriyle ilişkisi neredeyse sıfırlanmış durumda. Saygınlık değil, hesaplaşma havası egemen. İl Sağlık Müdürü’nün makamında bir siyasi partinin il yöneticisinin üç saat boyunca ne konuştuğu, kamuoyunda merak konusu. Görüşme içeriği şeffaf değil, kamuoyuna açıklanmış da değil. Peki devletin makamlarında partisel istişare olur mu?

2. Bürokrasinin bağımsızlığı, yerel düzeyde neden bu kadar zayıfladı?

Bir siyasi partinin il genel sekreterinin sağlık kurumlarında bu denli aktif rol oynaması, basına yansıyan iddialara göre atama süreçlerine müdahale ettiği yönünde algı yaratıyor. Siyasi kimliklerin kamu görevlileri üzerinde bu denli etkili olması, yürütmenin tarafsızlığına gölge düşürmez mi?

3. Vatandaş “sağlık hizmeti alamıyoruz” dediğinde aldığı yanıt bu mu olmalı?

Bodrum’da yaşanan ve kamuoyuna yansıyan bir olayda, bir parti mensubunun “hastaneye ulaşamıyoruz” şikayetine karşılık, “17.00’den sonra aramayın” yanıtı verildiği iddia ediliyor. Üstelik bu yanıtın bir parti genel sekreteri tarafından verildiği öne sürülüyor. Eğer doğruysa, burada yanıt vermesi gereken sağlık idaresiyken, neden bir parti yetkilisi devreye giriyor? Devlet, mesaiyle çalışabilir, peki vatandaşın acısı saatle sınırlı mı?

4. AK Parti’nin “devletçilik” ilkesi bugün ne anlama geliyor?

Devleti yönetmek, kadro paylaşımı yapmak mıdır, yoksa vatandaşın sağlık, eğitim, adalet gibi temel hizmetlere erişimini sağlamak mı? Bürokrasi içindeki güç mücadeleleri halkın hizmet alımını aksatıyorsa, burada devletin kendisi değil, devletin yerine geçmiş bir yapı sorgulanmalıdır.

5. İlçe danışma toplantıları halkın mı, hiziplerin mi kürsüsüdür?

Basına yansıyan iddialara göre, bir ilçede yapılan danışma toplantısında, halktan yana tutum aldığı ifade edilen bir ilçe başkanının istifası istenmiştir. Eğer doğruysa, burada sorulması gereken şudur: Halkın taleplerini dile getiren bir siyasetçi cezalandırılıyorsa, bu partinin halkla bağı ne kadar güçlü kalabilir?

6. Kamu kurumları siyasetin gölgesinden ne zaman kurtulacak?

Bodrum Adliyesi ve Bodrum Devlet Hastanesi gibi kurumların, kamuoyundaki algıya göre, siyasi tartışmaların içine çekildiği iddiaları azımsanacak gibi değil. Siyasi vesayetin kamu hizmetleri üzerinde bu denli etkili olması, yalnızca idari değil, etik bir sorundur. Bu gölge kalkmadıkça vatandaş kurumlara değil, partilere başvurmaya devam edecek.

Ve en kritik soru:

Bu ortamda seçime gidilirken, AK Parti Muğla’da kaç vekil bekliyor? Sandıkta çıkacak sonuç sadece oy sayısı değil, aynı zamanda halka kulak verilip verilmediğinin de belgesi olacak.

Tüm bu iddialar, kamuoyuna yansıyan tartışmaların bir parçasıdır. Gazetecilik görevimiz, bu soruları kamu adına sormaktır. Sorulara verilecek yanıtlar, yalnızca sandıkta değil, devlete olan güvenin yeniden inşasında da belirleyici olacaktır.

Muğla’da bu hafta sonu siyaset hastaneye kaldırıldı.

Ama asıl tedaviye ihtiyaç duyan, siyasetin sağlık kurumları üzerindeki etkisidir.

Haydi selametle…

Yayınlama: 26.08.2025
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.