KLAVYE BAŞINDAKİ CELLATLAR: BİLGİ NOTUYLA İNFAZ DÖNEMİ

Gazetecilik asla sessiz olamaz: bu onun en büyük erdemidir ve en büyük hatasıdır.

Hukukun en temel kuralını hatırlatarak başlayayım, zira belli ki MEDYA unutmuş: “Bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar o kişi SUÇSUZDUR.” Buna hukuk dilinde “Masumiyet Karinesi” denir; modern dünyada ise “İnsan onuru” demektir.

Ancak son altı aylık dönemde, özellikle Muğla ve çevresindeki adli haberlerde şahit olduğumuz manzara, hukuk devletinden ziyade bir “Sosyal medya mahkemesi” veya “Bilgi notu infazcılığı” görüntüsü veriyor.

Kimin İsmi “Kutsal”, Kiminki “Meze”?

Sormak lazım: Bu çifte standart neden?

Geçen aylar da, bir Kaymakamı’nın koruması ve şoförü rüşvet iddiasıyla gözaltına alındığında, Muğla medyası adeta “Lal” oldu. Ne bir isim, ne bir detay… Sanki gizli bir el, o haberi yazan kalemlerin ucuna kilit vurdu. Ricayla mı, direktifle mi, yoksa o meşhur “Bilgi notlarıyla” mı sağlandı bu suskunluk?

Öte yandan, Marmaris’te eski bir belediye başkan yardımcısının da aralarında bulunduğu 8 kişi “Tefecilik” iddiasıyla gözaltına alınıyor ve isimler havada uçuşuyor. Henüz gözaltı aşamasında, henüz YARGIÇ karşısına çıkmamış, savunması alınmamış insanlar… Bu isimleri medya havadan mı topladı? Hayır.

“Bilgi Notu” Haberciliği Bir Anayasal Suçtur!

Muğla ve civarında 25 yılımı polis-adli muhabirliğine vermiş, bu işin tozunu yutmuş biri olarak açıkça söylüyorum: Medyada profesyonellik bitmiş, yerini  “SERVİS HABERCİLİĞİ” almıştır. GÜVENLİK KUVVLETLERİNDEN veya yargı koridorlarından sızdırılan o meşhur “Bilgi notlarını” sorgusuz sualsiz yayınlamak HABERCİLİK değildir. O notu verenlerin ajandasına hizmet etmektir. Anayasa’nın 38. maddesi açıkça “Kimse suçlu sayılamaz” derken; henüz soruşturma aşamasındaki isimleri deşifre eden medya, bizzat ANAYASAL bir suçun ortağı haline gelmektedir.

Dijital Kurşun Geri Dönmez

İnternet çağındayız. Bugün birinin ismini “SUÇLU” gibi manşete taşıdığınızda, yarın o kişi beraat etse bile o lekeyi dijital hafızadan silemezsiniz. Bir insanın itibarını, ailesini ve geleceğini üç-beş tık uğruna harcamak, gazetecilik değil CELLATLIKTIR.

Eğer bir isim yazılacaksa, kanun önünde herkes eşit olmalıdır. Kaymakamın yakını olunca “X şahıs”, eski başkan yardımcısı hele hele CHP’li olunca “açık isim” yazılıyorsa; orada gazetecilikten değil, bir operasyon aparatından söz edebiliriz.

SON SÖZÜM

Polis-Adli muhabirlik, emniyetin halkla ilişkiler birimi olmak değildir. Gazeteci, gelen bilgiyi hukuki süzgeçten geçiren, masumiyet karinesini namusu gibi koruyan kişidir. Bugün başkalarının masumiyetini kağıt üzerinde harcayanlar, yarın hukuka ihtiyaç duyduklarında sığınacak bir liman bulamayacaklar.

Gerçek profesyonellik, güç karşısında susup, iddianameye bile dönüşmemiş dosyada cellatlık yapmak değildir. BU YÜZDEN BEN HER ORTAM DA GAZETECİ DEĞİLİM MUHABİRİM DİYORUM. Muğla’daki meslek dernekleri sizden ricam meslektaşlarımıza bu konun önemini anlatın. Yâda anlatacak birini bulun.

Yayınlama: 03.03.2026
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.