Esenyurt’ta yaşanan son trajedi, TÜRK POLİSİ’NİN uzun yıllardır süregelen ve halı altına süpürülen yapısal sorunlarının artık sürdürülemez bir boyuta ulaştığının acı ve somut bir kanıtıdır. Biri emekli, diğeri görevde bir polisin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bu kahreden olay, münferit bir adli olay değil; biriken cinnetin, yetersiz sosyo-ekonomik koşulların ve duyarsızlığın patlama noktasıdır.
Çeyrek asırlık gazetecilik mesleğim boyunca Sayın Abdülkadir Aksu döneminden bugüne dek yazmadığım yazı vermediğim dosya kalmadı: TÜRK POLİSİ tükeniyor. Meslektaşlarımız, polisler ve aileleri sayfalara sığmayan haklı taleplerini çok kez dile getirdi. Turizm şehirlerinden metropollere kadar taşınan bu haykırış; Marmaris muhtarlarının geçmiş dönem İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’ya sunduğu raporlara, verilen şatafatlı sözlere ve koparılan yaygaralara rağmen koca bir sıfırla sonuçlandı.
BİRGÜN CİNNET GEÇİREN BİR POLİSİN ORTALIĞI SAVAŞ ALANINA ÇEVİRMESİNİ Mİ BEKLİYORSUNUZ
Belirsiz mesai saatleri, angarya görevler ve insan onuruna aykırı vardiya sistemleri personeli ruhen ve fiziken tüketmektedir.
Özel durumlar ve artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalan maaşlar, personeli görev dışı gayri resmî arayışlara itmekte; mesleki saygınlığı zedelemektedir.
Özellikle Marmaris gibi turizm bölgelerinde fahiş kira artışları karşısında yetersiz kalan lojman olanakları ve personelin psikolojik/fiziksel sağlık destek mekanizmalarının işlevsizliği krizi derinleştirmektedir.
TÜRK POLİSİ benim yumuşak karnımdır. Her zaman ki gibi üst düzey emniyet yetkilileri bana demediğini bırakmayacak. Unutma Sayın EMNİYET MÜDÜRLERİ, memurun kafası ve cebi rahatsa sen de huzurlu görev yaparsın. Memur huzursuz ise senin koltuğunun sallaması o kadar kolaydır. Bu ÜNİFORMA TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’Nİ TEMSİL ETMEKTEDİR. Temsil edenlere hakkını verin. Günü birlik gazeller ve fotoğraf vermekle çözüm olmuyor.



