DATÇA BELEDİYE MECLİSİ’NDE DATÇA’YI GÖREN OLDU MU?
Datça’da elektrik kesiliyor, su kesiliyor. Mecliste ise söz kesiliyor.
Tesadüf mü? Hiç sanmıyorum.
Geçen akşam Datça Belediye Meclisi yayınını izlerken, yerel sorunları çözmek için toplanmış bir heyet yerine, memleketi kurtarmaya terfi etmiş bir kurul izledim. Tarih var, ulusal siyaset var, Ankara var… Bir tek Datça yok!
İnsan sormadan edemiyor: Bunca yıldır Datça’nın hangi derdine derman oldunuz da sıra Türkiye’yi kurtarmaya geldi?
Tam bu sorunun cevabını beklerken sahneye başka bir kriz çıktı: Söz hakkı.
Seçilmiş bir meclis üyesine “Ben izin verirsem konuşursun” tavrıyla mikrofon kapatmak, demokrasiyi açma-kapama düğmesine hapsetmektir. O koltukta oturanı başkan değil, millet seçti. Başkan meclisi yönetebilir ama halkın iradesini sessize alamaz.
Söylemdeki bir diğer çelişki ise konunun Muğla cephesinden “Türk kadınının sesi kesilemez” sloganına bağlanması. Elbette bir kadın temsilcinin hakkı savunulmalı. Ama üye erkek olsaydı ne diyecektik? Demokrasinin cinsiyeti olmaz. Asıl savunulması gereken cinsiyet değil, seçilmiş temsilcinin hakkıdır.
Üstelik daha önce dile getirilen aynı meclisten basına yönelik engelleme iddiaları doğruysa, kriz meclis salonunu da aşmış demektir. Çünkü gazetecinin sesini kesmek, halkın gözünü kapatmaktır.
Benim merak ettiğim sadece söylemde itirazı dile getirip bir yenisini mi bekliyoruz? İtiraz eyleme dönmediği için mi evrim geçirip tekrarı ile mi muhatap oluyoruz ?
Sayın Başkan’ın TBMM göndermeleriyle dolu, kurması zor cümlelerini dinlerken insan ister istemez düşünüyor: Datça Meclisi mi izliyoruz, yoksa genel siyaset için ön çalışma mı?
Siyasette cümlelerin arasını retorikle doldurabilirsiniz. Ama belediyecilikte o boşluklar dolmaz:
* Elektrik kesildiğinde karanlığı nutuklar aydınlatmaz.
* Su kesildiğinde musluktan siyaset akmaz.
* Altyapı çöktüğünde o yolu konuşmalar tamir etmez.
Gün biter, meclis kapanır, kürsü söylevleri unutulur. Geriye sadece yaşanan mağduriyet ve Datça kalır.
Datçalı bir gün mutlaka o hesabı sorar:
Sizi Ankara’ya attığınız tiratlarla mı hatırlayalım, Datça’ya çaktığınız bir çiviyle mi?
Son olarak Değerli Okuyucularım,
Belediye başkanının kriptoloji uzmanı gerektiren ilgili kaydını deşifresini yapamadığım için sizlerle paylaşıyor, takdirinize sunuyorum.
Haydi selametle…
