Geçtiğimiz günlerde Muğla’da, büyükşehir belediyesinde görevli bir itfaiye eri, kamuya ait bir araçla çocuğunun cinsiyet partisini organize etti. İtfaiye hortumundan fışkıran pembe ve mavi köpükler, balonlar, siren sesleri arasında yapılan bu gösteri, ulusal basında “görüntüleri çok konuşuldu, yüzleri güldürdü” başlıklarıyla manşet oldu.
Haberi arama motorlarına “Muğla’da itfaiye erinden sıra dışı cinsiyet belirleme sürprizi” diye yazarsanız farklı mecra alternatif linklerine ulaşabilir, ulusal ve yerel medyanın habere ilgisini kendiniz tespit edebilirsiniz.
Üstelik bu övgü dolu haberler, sadece magazin basınında değil; iktidar yanlısı, halk arasında ‘havuz medyası’ olarak tanımlanan gazetelerde de boy boy yer aldı.
Durup düşünmek lazım:
Bu olay tersinden yaşansa, yani bu şov AK Partili bir belediyede yapılsa, CHP’nin yönettiği gazeteler nasıl başlık atardı?
“Devletin hortumu şova hizmet etti!”
“Kamu aracıyla cinsiyet partisi skandalı!”
“İtfaiyeci yeni baba, liyakati ateşe verdi!”
Muhtemelen bu başlıklara benzer sert eleştirilerde metinlerde yerini alırdı. Ve bu da doğaldır — çünkü olayda kamu zararı ve kamu malını maksadı dışında kullanma hususu masadadır.
Peki şimdi neden herkes sessiz?
Olay, CHP’li bir belediyede yaşanmasına rağmen, medyada neden eleştirel bir tek cümle kurulmadı?
Sorun Köpükte Değil, Çifte Standartta
Bu olay, itfaiye aracıyla bir babanın kişisel kutlama yapması meselesi değildir sadece. Aynı zamanda, kamu kaynaklarının amacı dışında kullanılması, devletin ciddiyetinin zedelenmesi ve görev tanımının ihlal edilmesi anlamına gelir.
Peki bu haberi yapanlara soruyorum: Bu durum neden haberlerde sorgulanmaz? Neden basın, bunu bir “yüz güldüren anı” olarak servis eder? Hangi yasaya göre kamu aracı kişisel organizasyonda kullanılabilir? Hangi gazetecilik ahlakına göre bu kamu zararı alkışlanır?
Oysa ne olması gerekirdi?
Medyanın bu olayı bir “anomal vaka” gibi görüp belki de manşete hiç taşımadan, örnek vakaların olmasını önleme sorumluluğunu üstünde taşıyarak, ilgili mecraları harekete geçirmesi beklenirdi. “Bu yapılan doğru değil” diyerek dördüncü erk olduğunu kanıtlaması istenirdi. Ancak tam tersi oldu! Medya, kamu zararı doğdu mu? Yasal süreç işletildi mi? Belediye yönetimi olaydan haberdar mıydı? Disiplin süreci başlatıldı mı? sorularını sormadan PR çalışmasına baktı. Haber, bu sorulardan fersah fersah uzakta yapıldı ve bunların hiçbirine yer verilmedi. Bana ulaşan, duruma tepkili yurttaşlarda da şu algı hakim diyorlar ki: “Çünkü medya, objektiflik yerine politik pozisyonuna göre haber üretmeyi tercih ediyor. “ bu cümlenin sebebi olanlar meslek adına mutlu gelecekten umutlu mu?
Medya kendi ilkelerinden, etiğinden taraf değilse bana söyler misiniz: Hangi Tarafın Medyası Bu?
Son hale bakınca görünen o ki taraflar bile karıştı. Neden?
Normalde iktidar medyasında şöyle olurdu:
CHP’li belediyede skandal = Havuz medyasında manşet, “Kamu zararı!”, “Görevi kötüye kullandılar!” gibi başlıklar.
Bu olay AK Parti’li belediyede olursa = Ya görmezden gelinir ya da “insani bir an” olarak yansıtılırdı.
Fakat, bu haber radara bile takılmadan maşallah tüm sınırları aştı. Liyakatsizliğe övgüde had, sınır tanımadı adeta. Evet, evet yanlış okumuyorsunuz, olay CHP’li bir belediyede oldu! Ama iktidar medyası öyle bir sahip çıktı ki, sanki olay kendi içlerinde yaşanmış gibi soruları, sorguları bir yana bırakıp romantize ettiler.
Neden?
Belki de şovun “aile, bebek, kutlama” teması medyada siyasi refleksleri bastırdı. Kimbilir “Halkın hoşuna gidecek bir görüntü” olduğu düşünüldü.
Ya da belki, CHP belediyesinin açık zaaflarını böyle hafif meselelerle bastırmak daha işlerine geldi.
Hangisi olursa olsun, sonuç aynı:
Devlet ciddiyeti, siyasi hesaplara ve medya çifte standartlara kurban edildi. Devletçilik ilkesine sahip çıkan yurttaşlar da soluğu benim mail kutumda aldı. Bana ulaşanlar CİMER’e de ulaşmışlardır herhalde.
Bu olayın CHP ya da AK Parti belediyesinde olması fark etmez. Sorun, devletin araçlarının kişisel şovlara alet edilmesidir ve daha da büyük sorun, bunu yapanları da geçtim (zira duyguların yükseldiği yerde mantık susabilir bu doğaldır) ancak bunu alkışlayan medyanın varlığıdır endişeye sebep!
Son kez tekrarlıyorum;
İster CHP’li ister AKP’li olsun, hiçbir belediye, kamu malını bu kadar keyfi şekilde şahsi şovlara alet edemez. Devletin hortumuyla balon patlatılmaz. Siren sesiyle bebek müjdesi verilmez. İtfaiyeci görevdeyken baba değil, kamu personelidir!
Medya böyle haberler yapmaya devam ederse, uyarılmazsa, bugün köpük sıkarlar, yarın ambulansla düğüne giderler. Bu gidişle, yarın bir gün orman yangınına da pembe su sıkarlar! Bu olacak iş mi?
Bu nedenle yurttaşlarımızın çağrısıdır:
İçişleri Bakanlığı (idari denetim), Sayıştay (kamu kaynağı kullanımı), Muğla Büyükşehir Belediyesi ve İtfaiye Dairesi, Belediye Meclisi Denetim Komisyonu,RTÜK, Kamu Denetçiliği Kurumu, İletişim Daire Başkanlığı ve gerekirse Cumhuriyet Başsavcılığı, bu olayı detaylıca soruşturmalıdır. Kamu aracıyla şov yapanlar değil, kamu malını koruyanlar alkışlanmalı ve sayıları çoğalmalıdır.
Basın; kamu araçlarının süslenmesini değil, sorumlularının hesap vermesini istemelidir. Devlet ciddiyetini hafife alan herkes eleştirilmelidir. Ama medyanın bir kısmı, köpüğü görüp yangını görmezden gelmeye devam ediyor. İşte bu yüzden Türkiye’de habercilik halk nazarında itibar ve ciddiyet kaybı yaşıyor.
Ancak tekrar tekrar ifade edelim, bunu idrakte problemi olanların sayısı bol: Derdimiz kişi değil onların aksine kavramdır. Derdiyle dertlendiğimiz ise devlettir, vatandır! Bu böyle biline…
Haydi selametle…

