“Türkiye’de Bir İlk!” Çığırtkanlığından Kamusal Hafıza Restoranına: Hangisinden Alırdınız?

Muğla semalarında yine o meşhur, büyülü nida çınlıyor: “Türkiye’de bir ilk!”

İnsan duyunca heyecanlanıyor tabii. Acaba diyoruz, turizm sektörünün  çilesi bitti ve  çeşmelerden zemzem mi akmaya başladı? Kiralar birden makul seviyelere mi düştü? Yoksa her kış Venedik Gondol Turu simülasyonuna dönen sokaklarımızın sel tehlikesi tozlu arşiv dosyalarında mı kaldı?

Yok canım, nerede… Meğer Menteşe Belediyesi’nin yüz yılı aşkın süredir kullandığı başkanlık binasının bulunduğu taşınmaz, tapu arşivlerinin tozu üflenince Mihrişah Valide Sultan Vakfı’na ait çıkmış. Vakıflar Genel Müdürlüğü de tescili basmış.

Ancak bazı haber mecralarında  “Türkiye’de bir ilk” diye servis edilen bu olayda, ortada henüz cevaplanmamış temel sorular duruyor:

1-Yüz yılı aşkın süredir belediye binası olarak kullanılan bir taşınmazın vakıf mülkiyetinde olduğu tam olarak nasıl tespit edildi?

2-Yıllardır uykuda olan bu tapu kaydı neden tam da şimdi gündeme geldi?

3-Belediye yüz yıldan uzun süredir bu binayı hangi hukuki statüyle kullanıyordu?

4- Vakıflar’ın elindeki belge tam olarak nedir?

5-Belediyenin “Elimizde bazı dokümanlarımız var” dediği belgeler nelerdir ve içeriğinde ne vardır?

Gelin, bu soruların gölgesinde kalanların  perdesini aralayıp meselenin özüne bakalım.

“Türkiye’de Bir İlk” Masalı ve PR Merakı

Bizim Muğla’nın bu “Türkiye’de bir ilk” takıntısı ciddiye alınır gibi değil. Belediye başkanının görev başında evlenmesi bile zamanında ulusal basına “Türkiye’de bir ilk!” diye servis edilmişti. Allah mesut etsin, evlilik güzel şey de… Sevgili okuyucularım, bu “ilkin” mutfaktaki yangına, emeklinin pazar filesine, gencin barınma krizine ne katkısı oldu? Yoksa sadece  sineklere mi cesaret verdi ?

Şimdi de belediye binasının vakfa geçmesi “Türkiye’de ilk” diye pazarlanıyor. Bütün Türkiye’deki belediyelerin tapu kütükleri tarandı da mı bu hükme varıldı, yoksa “reklamın iyisi kötüsü olmaz” sığınağına mı sığınıldı? Yarın sabah belediye başkanı ilk kahvesini içtiğinde de “Türkiye’de bir ilk: Kahvesini orta şekerli içen başkan!” diye manşet  geçilirse şaşırmayın.

Rahat olun halkın “ilk”lerle işi yok; onlar  suyun akıp akmayacağına, yolun bitip bitmeyeceğine, çöpün toplanıp toplanmadığına bakıyor.

Kamusal Hafıza ve Çifte Standart

Menteşe Belediye Başkanı diyor ki: “Bu bina ve bu bölge Muğla’nın kamusal hafızasının çok önemli bir parçası.

Doğru, kesinlikle katılıyorum. Ama insan sormadan edemiyor: Kamusal hafıza yalnızca mal başkasının elinden çıkınca mı hatırlanıyor?

Dün belediyeler; Datça’da, Bodrum’da, Marmaris’te veya Menteşe’de borç gerekçesiyle halkın ortak malı olan onlarca taşınmazı satmak veya takas etmek için meclislerden yetki isterken o hafıza neredeydi? Vatandaş “Bunlar kamu malı, satmayın, yarın çocuklarımıza ne bırakacağız?” diye ayağa kalkarken kulaklar tıkalıydı. 

Peki hangisinde haklıydık? İkisinde de! Çünkü kamu malı kimin elindeyse onun malı değildir. Kamu malı, halkın malıdır. Bunu dün belediyeye söylerken doğru söylüyorsak, bugün Vakıflar’a söylerken de doğru söylemeliyiz.

“Devlet Eliyle Mülksüzleştirme” İddiası ve Hukuki Zemin

Son günlerin popüler sloganı: “Devlet eliyle belediyeler mülksüzleştiriliyor!”

Büyük iddia. Fakat “Devlet eliyle belediyeler mülksüzleştiriliyor” başlığı atılsa da, ortaya konan kaynaklar bu hükme varmaya yetersiz kalıyor. İddiayı yüksek sesle dillendirmek başka şeydir, altını sağlam hukuki dayanaklarla doldurmak başka şey.

Üstelik ortada ciddi bir kavram karmaşası var: Arsanın tarihsel kökeni başka, 1944 yangınından sonra inşa edilen mevcut binanın tarihi başka, bugünkü mülkiyet başka. Bir vakfiyede sadece “Menteşe” yazması yetmez.

Hangi ada-parsel?

Hangi kadastro tutanağı? Osmanlı kaydından Cumhuriyet tapusuna uzanan zincirin halkaları nerede?

İki yüz yıl önceki kayıttan bugünkü tapuya atlarken aradaki boşlukları “sonra burası zaten burası oldu” diye geçemeyiz. Hukuk sloganla değil, somut belge ve zincirleme tapu kaydıyla işler.

Vakıflar, Belgeler ve Milletin  Hakkı

Menteşe’de 10’a yakın taşınmazın daha bu kapsama girebileceği söyleniyor. Yani  mesele artık sadece bir belediye binası değil, Menteşe’nin bütün mülkiyet haritasıdır.

O halde hem Belediyeye hem de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aynı netlikte sormak en doğal hakkımız:

* Hangi taşınmazlar, hangi vakıf kayıtlarıyla eşleştiriliyor?

* Hangi hukuki maddeye, hangi kadastro tutanağına dayanılıyor?

* Bütün bu mülkiyet satranç oyununun halka verilecek belediye hizmetlerine etkisi ne olacak?

Bunları sormak ne belediyeye düşmanlıktır ne de Vakıflar’a karşı olmaktır. Bu, bu kentin gerçek sahibinin vatandaş olduğunu hatırlatmaktır.

Velhasılı Değerli Okuyucularım;

Kamu malı, kimin tapu dairesinde oturduğundan bağımsız olarak halkın malıdır. Dün belediye taşınmaz satarken “Kamu malı korunmalı” diyorsak, bugün Vakıflar tescil yaparken de “Hangi belgeyle?” diye sormak zorundayız.

Eğer bugün feryat figan hatırladığımız o “kamusal hafıza”, dün satış masalarında pazarlık konusu edilirken ortalıkta yoksa… Kusura bakmayın ama onun adı kent hafızası değil, düpedüz “işine geleni hatırlama sanatı”dır.

Yapılan açıklamaların belgeli olması, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Mentese Belediyesi açısından önemlidir. Açık kapıları çoğaltarak sadece cereyan üretilir, halkı dahil ederek çözüme ulaşmak için geçerli   akçe  bu değildir…

Haydi selametle…

Yayınlama: 16.08.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.