Muğla’nın Huzur ve Barış Kenti Olduğunu Neden Birilerine Hatırlatmak Zorundayız?

Muğla yıllardır huzur, barış ve sakinlik kavramlarıyla anılan bir kentti. Bugün ise art arda gelen gerilim ve husumet haberleri, seçmene şu soruyu sorduruyor: Bu şehir neden kendi kimliğini onu yönetenlere yeniden hatırlatmak zorunda kalıyor?

Bir şehir düşünün.

Belediye başkanlarının sürekli tehdit altında olduğu söyleniyor. Belli aralıklarla çıkan haberlerde yöneticilerinin

hedef alındıkları birinci ağızdan vurgulanıyor.

Her olayın ardında karanlık güçler görünmez odaklar ve siyasi mesajlar aranıyor.

Böyle bir dille yönetilen bir şehir, farkında olmadan şunları üretir:

Toplumsal gerilim,

kutuplaşma,

ve en tehlikelisi de “herkes herkesten şüpheli” duygusu.

Bu bir niyet meselesi değil, bir sonuç meselesidir.

Oysa Muğla’nın yıllar içinde oluşmuş çok net bir kimliği var.

Bu kimlik sloganlarla değil, yaşam pratiğiyle inşa edildi.

Muğla denince akla gelenler bellidir:

huzur, barış, sakinlik, akıl ve doğallık.

İnsanlar Muğla’ya gerilim izlemeye değil, nefes almaya gelir.

Bu yüzden son dönemde art arda karşımıza çıkan “saldırı”, “hedef alındık”, “siyasi mesaj” başlıklı haberler, seçmen nezdinde haklı bir huzursuzluk yaratıyor.

Henüz iç yüzü tam aydınlatılmamış olayların hızla siyasallaştırılması,

faili ve gerekçesi netleşmeden yüksek perdeden yapılan açıklamalar,

Muğla’yı sanki sürekli bir çatışma alanıymış gibi gösteriyor.

Çok net ifade edeyim: Bu dil, bu kente asla yakışmıyor.

Elbette saldırılar kınanmalıdır.

Elbette şiddetin her türlüsü reddedilmelidir.

Ancak yönetenlerin asıl sorumluluğu tam da burada başlar.

Yönetmek;

olayı büyütmek değil, soğutmak!

Gerilimi artırmak değil, düşürmek!

Belirsizlikten siyaset üretmek değil, belirsizliği gidermektir!

Toplumu rahatlatan şey;

“bir şeyler var ama bilmiyoruz” cümleleri değil,

“olay aydınlatılıyor, kent güvende” mesajıdır.

Muğla’nın yakın siyasi geçmişinde, özellikle önceki dönemlerde,

belediye başkanlarının sürekli hedefte olduğu,

şehrin şiddet ve tehdit diliyle anıldığı bir tablo yoktu.

Bugün bu algı neden oluşuyor?

Bu soruyu sormak muhalefet etmenin değil kente sahip çıkmanın sorumluluğudur.

Çünkü seçmen;

gerilim üretmesi için değil,

huzuru koruması için yetki verir.

“Muğla, huzurun ve barışın kenti” derken bugün bunu yöneticilere hatırlatmak zorunda kalıyorsak, “neden?”  sorusunu sormak seçmenin değil, demokrasinin en doğal hakkıdır.

Toplumsal barış ve huzurun haberlere yansıdığı bir Muğla özlemiyle…

Haydi selametle…

Yayınlama: 19.12.2025
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.