Bir ülke, konuştuğu kadar; konuşturulmadıklarıyla da yönetilir.
Sabah televizyonu açıyorum.
Aynı tartışma.
Öğlen sosyal medyaya bakıyorum.
Aynı polemik.
Akşam haber bültenine geçiyorum.
Yine aynı yüzler…
Yine aynı cümleler…
Yine aynı koltuk hesapları…
Bir süre sonra şunu fark ediyorum:
Türkiye’de gündem değişmiyor.
Değişen sadece kavganın oyuncuları.
Oysa memleketin gerçek gündemi, ekranın alt yazısına bile sığdırılmadan geçip gidiyor.
Galiba bu ülkede görünmeyen bir “Gündemin Kayıp Eşya Bürosu” var.
Milli başarılar…
Eğitim…
Sağlık…
Dış politika…
Meclis’in çalışmaları…
Hepsi oraya bırakılıyor.
Kimse de dönüp almıyor.
Bu Ülke Kimi Alkışlıyor?
Size üç isim söyleyeceğim.
Fatma Uruk…
Ayşegül Balım Yabacı…
U16 ve U17 Kız Milli Voleybol Takımlarımız…
Kaçını tanıyorsunuz?
Fatma Uruk, Mısır’da düzenlenen Dünya Kupası’nda genel klasman şampiyonu olarak ay-yıldızlı bayrağı zirveye taşıdı.
Ayşegül Balım Yabacı, Japonya’da düzenlenen Dünya Matematik Şampiyonası’nda dünya birincisi oldu.
U16 ve U17 Milli Takımlarımız, uluslararası organizasyonlarda namağlup yürüyerek geleceğin Filenin Sultanları olabileceklerini gösteriyor.
Peki…
Onların hikâyelerini kaç ana haber bülteni manşetten verdi?
Kaç açık oturumda başarıları konuşuldu?
Kaç çocuk onları örnek alacak kadar tanıdı?
Ama başka bir haberi hepimiz biliyoruz.
Hangi milletvekilinin hangi milletvekiliyle önce nerede görüntülendiğini sonra nasıl evlendiğini…
Şimdi kimse yanlış anlamasın.Elbette haber değeri vardır.
Ben sadece şunu soruyorum:
Bir matematik dünya şampiyonunun başarısı mı…Yoksa siyaset magazini mi…Bu ülkenin çocuklarına daha çok umut verir?
Çünkü ekran kimi büyütürse…Yarın çocuklar da ona benzemek ister.
Çocukları umutla, başarıya hedef belirleyerek, idoller, örnekler oluşturarak geleceğe hazırlamayı düşünüyor musunuz? Peki bugün değilse ne zaman?
Meclis Ne Konuşuyor, Biz Ne Konuşuyoruz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girecekti.
Girmedi.
Çünkü önünde “Türkiye’nin geleceğini etkileyecek” denilen önemli bir yasal düzenleme var.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre konu, silah bırakan örgüt mensupları için yeni bir hukuki çerçeve oluşturulması.
Bundan daha önemli kaç gündem olabilir?
Ama tartıştığımız şey bu değil.Bir yandan bazı siyasi isimler, teklifin ayrıntılarını henüz görmediklerini söylüyor. Diğer yandan televizyon ekranlarında, “Öcalan’ın görüşü alındı”, “mutabakat sağlandı” yönünde açıklamalar yapanlar var.
Bu açıklamalar doğrudur ya da değildir. Bunu ortaya koyacak olan iddialar değil, şeffaflıktır.
Fakat tam da bu nedenle cevap bekleyen sorular var:
Kanun teklifi hazırlanırken kimlerle istişare edildi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi bu sürecin tam olarak neresinde yer aldı?
Millet adına kanun yapacak milletvekilleri, metni hangi aşamada görecek?
Bu sorular neden tartışılmıyor?
Neden anayasa hukukçuları, eski Meclis başkanları, komisyon üyeleri ekranlarda bu süreci konuşmuyor?
Yoksa demokrasi, polemik kadar reyting getirmiyor mu?
NATO Zirvesi Bitti… Türkiye Ne Kazandı?
Dünya yeni güvenlik dengelerini konuşuyor.
NATO’nun aldığı kararlar…
Savunma politikaları…
Karadeniz…
Orta Doğu…
Ege…
Türkiye bu masadan hangi kazanımlarla kalktı?
Hangi sorumlulukları üstlendi?
Bunun ekonomiye, savunmaya ve dış politikaya etkisi ne olacak?
Kaç program bu soruların peşine düştü?
Hatırlıyor musunuz?
Ben de hatırlamıyorum.
Ama aynı gün…
Kimin kime küstüğü…
Kimin hangi koltuğu istediği…
Saatlerce anlatıldı.
Demek ki dış politika ağır geliyor.
Siyaset magazini daha kolay tüketiliyor!
Bir Doktor Daha Eksilince…
Türk Tabipleri Birliği yıllardır alarm veriyor.
Ağır çalışma koşulları…
Şiddet…
Tükenmişlik…
Ve kamuoyuna yansıyan onlarca doktor intiharı…
Bir insan düşünün.
Hayat kurtarmayı meslek edinmiş. Ama kendi hayatını kurtaracak umudu bulamamış.
Bu sadece sağlık sayfasının konusu mudur?
Yoksa memleketin vicdanını ilgilendiren bir mesele mi?
Atama bekleyen meslek grupları..
İş bulamayan gençler…
Geleceğini bavuluna koyup başka ülkelere gitmeyi düşünen üniversite mezunları…
Bunlar neden birkaç dakikalık haber olup kayboluyor?
Gerçek Gündem Kimden Kaçıyor?
Belki de sorun haber eksikliği değil. Sorun, haberin önceliği.
Çünkü bu ülkenin başarı hikâyeleri var.
Bilimde var.
Sporda var.
Sanatta var.
Gençlerinde var.
Ama kameralar çoğu zaman umuda değil, gürültüye, kavgaya, faciaya dönüyor.
Sonra dönüp soruyoruz:
“Neden çocuklarımızın rol modeli az?”
Belki rol model az değil. Biz ekranı yanlış yöne çevirdik.
Asıl Sorulması Gereken:
Bir ülke…
Dünya şampiyonu matematikçisini tanımıyorsa…
Milli sporcusunun başarısını konuşmuyorsa…
Geleceğin Filenin Sultanları’nı bilmiyorsa…
Meclis’te görüşülen kritik yasaların nasıl hazırlandığını sorgulamıyorsa…
NATO Zirvesi’nin sonuçlarını merak etmiyorsa…
Doktorlarının neden tükendiğini tartışmıyorsa…
Onca emekle, gayretle üniversiteden mezun olanların hala neden işsiz olduğunu konuşmuyorsa…
Ancak bonus olarak siyasetçilerin koltuk kavgasını ezbere biliyorsa…
Ortada sadece bir gündem sorunu yoktur.
Bir öncelik sorunu vardır ve belki de bugün hepimizin kendine sorması gereken soru şudur:
Gündemi gerçekten biz mi belirliyoruz, yoksa sadece önümüze konulan gündemi mi tüketiyoruz?
Çünkü bir milletin geleceğini, konuştuğu insanlar değil; görmezden geldiği meseleler belirler.
Bir ülke, konuştuğu kadar büyümez.
Konuşmaktan vazgeçtiği meseleler kadar küçülür.
Özetle;
Türkiye’nin konuşmadığı asıl gündem; aslında Türkiye’nin geleceğidir. Farkında mısınız?
Haydi selametle…
