Hafta sonu yürüyüş yapmak için yolumuz Ula Göleti’ne düştü.
Muğla’ya bu kadar yakın, çamların arasında saklı böyle bir göletin varlığı gerçekten büyük bir nimet. Şehre birkaç kilometre mesafede, insanın nefes alabileceği bir doğa alanı…
Ama insan ister istemez şu soruyu da soruyor:
Bu güzel alan neden hâlâ potansiyelinin yarısı kadar bile kullanılmıyor?
Vizyon geliştirme turları için çok kilometre yapmaya, başka ülkelere sık ziyaretlere gerek yok. Yanı başımızda aklı başında dostlarla bir yürüyüşte bile neler oluyor neler? Bir bilseniz…
Göletin etrafında yürürken dikkat çeken ilk şey şu: Altyapı var ama hayat yok.
Bisiklet yolu yapılmış, fakat bisiklet kiralayacak bir yer yok.
Yürüyüş parkuru var ama yönlendirme tabelaları yetersiz.
Tuvaletler var ama bakımı sınırlı.
Oysa Türkiye’nin birçok şehrinde bu tür alanlar küçük ama akıllı dokunuşlarla yaşayan parklara dönüşmüş durumda.
Bir köşede bisiklet kiralama, diğer tarafta su bisikleti, çocuklar için pedallı araçlar, küçük bir doğa oyun alanı…
Ama mesele sadece eğlence değil.
Bu gölet aslında Muğla için çok daha değerli bir şeye dönüşebilir:
Bir doğa öğrenme alanına.
Düşünün; yürüyüş yolunun kenarında küçük maketler…
Bir kaplumbağa maketi ve altında şu not:
“Ben su kaplumbağasıyım. Gölete attığın plastik poşeti yiyecek sanabilirim.”
Bir kirpi maketi ve altında başka bir not:
“Kırdığın cam şişeleri toplamazsan patilerim kesilebilir.”
Bir kurbağa maketi ve basit bir cümle:
“Su temiz olursa yaşayabilirim.”
“Dikkat burası benim evim! Yanına gelip sana merhaba diyebilirim. Beni yanlış anlama ve benden korkma! ” notuyla burada karşısına çıkacak tüm canlı türleri hakkında bilgi veren panolar…
Çocuklar yürürken bu hayvanları bulur, okur, öğrenir. Sadece çocuklar mı bence hepimizin onları tanımaya bilmeye ihtiyacımız var. Böylece
gölet sadece gezilen bir yer değil, doğanın öğretmeni olur.
Çünkü bugün Muğla’da özellikle Menteşe’de çocuklu ailelerin en çok söylediği şeylerden biri şu:
“Hafta sonu çocukla yapılacak şey çok sınırlı.”
Bu serzeniş yeni değil.
Yazın da söylenir, kışın da. Yıllardır söyleniyor da bu konuda kim ne yapıyor?
Ağaç budama eğitimleri de burada düzenlenebilir. Bu kapsamda orman genel müdürlüğü ile işbirliği yapılabilir.
Açık hava tiyatroları, Hacivat ile Karagöz’den doğa dersleri…
Doğa hakkında hepimiz eğitime muhtacız.. Sanat, doğa, eğitim ne hoş birliktelik.
Ve Ula Göleti doğru planlanırsa bu ihtiyacın önemli bir kısmını karşılayabilir.
Doğanın dengesini koruyarak, beton,mermer dökmeden, sadece akıllı fikirlerle…
Kamu kaynaklarını da doğru kullanmanın yanında, gelir getiren konum haline de gelebilir Ula Göleti.
Düşünsenize…
Bisiklet kiralama noktası, pedallı çocuk araçları, küçük bir doğa parkuru, temiz ve düzenli sosyal alanlar…
Bunlar büyük projeler değil.
Ama doğru yapılırsa küçük bir göleti koca bir şehrin nefesine dönüştürebilir.
Belki de artık sorulması gereken soru şu:
Muğla’nın bu güzel göleti sadece piknik yapılan bir yer olarak mı kalacak,
yoksa bir vizyon proje örneği mi sunacak?
Cevap aslında çok uzakta değil.
Sadece biraz hayal gücü, biraz da vatanına sahip çıkma meselesi.
Velhasılı dostum, bir şehri kimin yönettiği değildir mesele. Asıl mesele nasıl yönettiği…
Haydi selametle…
