Cumhuriyet Halk Partisi’nin “Gölge Bakan” kavramını Türkiye siyasetine taşımaya çalışması, ilk bakışta ilgi çekici görünüyor. Ancak bu model, kendi içinde bile tam oturmamış bir halde. Çünkü klasik Westminster sistemindeki gölge bakanlık, bir süs veya göstermelik pozisyon değil; ciddi bir hazırlık iddiasıdır.
“Yarın iktidara gelsek ne yapardık?” sorusunun somut cevabıdır. Muhalefetin bugünden yarına hazır olduğunu gösteren bir çıkıştır. O halde soralım sizce Türkiye’de bu yapı yeterince doldurulabiliyor mi?
Yurttaş artık sadece derdini dinleyeni değil, derdiyle dertlenip çözüm üretecek olanı arıyor. “Ekonomi kötü yönetiliyor, çevre talan ediliyor, tarım çöküyor…” Bunları çeşitli muhalefet partilerinden, farklı dönemlerde, tekrar tekrar yıllardır duyuyoruz.
Peki siz nasıl yöneteceksiniz? Takviminiz ne? Rotanız nasıl? Hedefleriniz ne? Bizi nasıl refaha kavuşturacaksınız? Sorusuna yanıt vereni ise daha duymadık!
Muğla örneği her şeyi özetliyor:
Gölge Tarım Bakanı’nı önce Menteşe’de, Eski Muğlalı İşhanı’nın yerine apar topar yapılan yeni parkta ağırlamalıydık. Orada otursaydı, koyu gölgesiz bankların ne kadar anlamsız olduğunu hemen anlardı.
Sayın Ana Muhalefet,
Haklısınız, yurttaş gölge arıyor. Ama mesele sadece gölge değil. Nitelikli koyu gölge yoksa, Güneş başımıza geçerek oturduğumuz bankın da halk için bir anlamı kalmıyor.
Fark ettiniz mi tüm eleştirilere rağmen o yeni parkta da ağaçlar ile banklar birbirinden temassız. Geleceği öngörerek “23 yıl sonra o ağaç büyür gölgesi bankta oturan yurttaşa ulaşır” dediler ise bu da bir hedef tabi!
Büyükşehir Belediyesi’nin gölgesinde ziyaretler, dinlemeler, temaslar yapılıyor. Akbelen konuşuluyor, tarım konuşuluyor, nedendir bilinmez gölge enerji bakanını, çalışma bakanını yanlarına almadan enerji sahaları geziliyor. Videolarda görülen kalabalık sizce yeterli mi?
Zeytincilik bugün nasıl yapılıyor, halk biliyor. Peki yarın nasıl yapılacak?
Elektrik enerjisi bugün kömürden üretiliyor, bunu da biliyoruz. Peki yarın neyle ve nasıl üretilecek?
Çünkü bu ülkede artık herkes her şeyi biliyor. Eksik olan tek şey: Çözümün görünebilir olması.
Çözümü somutlaştırmadıkça, iktidar eleştirileri söylemde kalıyor. Gölgeler uzuyor, muhalefet kendine konfor alanı bulmakta zorlanmıyor.
CHP’nin Gölge Enerji, Çevre-Şehircilik, Tarım, Çalışma ve Ekonomi sorumlularına ve ilgili Politika Kurulu Başkanlarına soruyorum:
– Enerji politikanızda kömürden elektrik üretimi yoksa, baz yük ihtiyacını nasıl karşılayacaksınız? Projeniz nedir?
– Zeytincilikte üreticiyi daha fazla zeytin dikmeye teşvik edecek adımlarınız neler? Fiyat garantisi, kooperatif modeli, sübvansiyon, pazarlama desteği?
– Muğla’da selden etkilenen tarım ve hayvancılık emekçilerinin daha fazla kayıp yaşamaması için somut projeleriniz var mı?
– Enerji ve maden işçileri için adil geçiş süreci aksiyon planınız nedir?
– Muğla’daki hoyrat madencilik konusunda, mevcut ruhsatlar ve kontratlar için ne yapacaksınız?
– Muğla’daki kaçak yapılaşmanın önüne nasıl geçeceksiniz?
– 21. yüzyılda hâlâ altyapı sorunu çeken bölgelerdeki sıkıntıları nasıl çözeceksiniz?
– Deniz kirliliğiyle mücadele stratejiniz nedir?
– Su yönetimi için acil atılması gereken adımlar sizce nelerdir? Açıklar mısınız?
Halk, iktidar hedefi taşıyan muhalefet partilerinden bunları duymak istiyor. Gerisi, 50 kişilik zorunlu tanışma toplantısının ötesinde yer tutmuyor.
Halk, dik açıdan gelen güneşte fazla kaldı. Nitelikli gölge istiyor: serinleten, koruyucu, uzun vadeli ve somut planlar.
Özetleyecek olursak, halk iktidar hedefini önüne koymuş muhalefet parti temsilcilerine ayrım yapmaksızın bugün diyor ki:
Muhalefet etmek, sürekli şikayet etmek demek değildir. Gölge olmak için önce ait olduğun ağacı tanımak, bilmek ve her haliyle sevmek gerekir.
Haydi selametle…
