22 Ağustos, Uğur Mumcu’nun doğum günüydü. Onun kaleminden ve düşünce dünyasından ilham alarak, CHP’nin delege seçimlerine birlikte göz atalım istiyorum.
Uğur Mumcu…
83 yıl önce dünyaya geldi.
Ve 32 yıl önce, Ankara’nın orta yerinde hedef alındı.
Ancak o gün susan yalnızca bir bedendi. Onun kalemi hâlâ yazıyor, fikirleri hâlâ aramızda dolaşıyor.
Bugün o kalemin gölgesinde, CHP’de yürütülen delege seçimlerine bakmakta fayda var.
“Kurtuluş yok tek başına…”
Uğur Mumcu, solun ortak değerlerle büyümesi gerektiğini savunurdu.
Ne yazık ki bugün CHP’nin bazı bölgelerde gerçekleştirdiği delege seçimleri, zaman zaman bu ortak değerlerin uzağında, daha çok iç rekabetlerin ve dar grup çıkarlarının etkisinde yürütülüyor izlenimi veriyor.
Kimi yerlerde listeler “blok” şekilde hazırlanıyor. Bazı yerlerde seçim sürecine belediye yöneticilerinin ya da eski siyasi aktörlerin dolaylı etkileri konuşuluyor.
Peki, bu süreçte halk nerede?
Parti tabanının iradesi ne ölçüde yansıyor?
“Bir memlekette sağcı, solcu, gerici, ilerici yoktur. Namuslu insanlar ve namussuzlar vardır.”
Uğur Mumcu’nun bu sözü, etik ilkelere dayalı siyaset anlayışının bir özetidir.
Bugün delege seçim sürecinde bazı yerel uygulamaların parti içi etik değerlerle ne kadar örtüştüğü kamuoyunda tartışılıyor.
Kararların şeffaflığı, katılımcılığın kapsamı, gençlerin ve kadınların temsili, bu sürecin en önemli göstergeleri olmalı.
Zira bir siyasi partinin gücü, yalnızca seçim sonuçlarıyla değil, örgüt yapısının sağlıklı işlemesiyle de ölçülür.
Gençler yok, kadınlar yok, halk yok…
Uğur Mumcu, gençliğin örgütlü olmasının önemini vurgulardı.
Bugün ise gençlerin karar alma süreçlerinde yeterince yer alamaması bir başka tartışma konusu.
Kadınlar ise çoğu zaman sembolik kontenjanlarla temsil ediliyor.
Oysa demokratik temsilin tüm toplumsal kesimleri kapsaması gerekir.
Delege listeleri, halkın sesini, gençlerin enerjisini, kadınların emeğini yansıtmalı.
“Sakıncalı Piyade” hâlâ aramızda
Uğur Mumcu sadece bir gazeteci değil, aynı zamanda bir hukukçu, bir araştırmacı, bir aydın sorumluluğu taşıyıcısıydı.
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” sözünü sık sık hatırlatırdı.
Bugün bilgiye sahip olan birçok kişi, konuşmak yerine susmayı tercih ediyor.
Oysa Mumcu, susmamayı, sorgulamayı, cesurca düşünce ifade etmeyi öğretmişti.
Velhasıl dostum…
Bugün CHP’nin delege seçimlerine bakarken, Uğur Mumcu’nun yıllar önce sorduğu şu sorular hâlâ güncelliğini koruyor:
“Kimsiniz siz?”
“Nereden geldiniz?”
“Kime hizmet ediyorsunuz?”
Bu sorulara samimiyetle ve şeffaflıkla yanıt veremeyen yapılar günü kurtarabilir ama tarihi geçemez.
Çünkü tarihi, yalnızca kazananlar değil, doğru duranlar yazar.
Uğur Mumcu’yu doğum gününde bir kez daha saygı ve özlemle anarken, onun mirasına sahip çıkmak isteyen herkese çağrımızdır:
Delege seçimlerinde halkı önceleyin.
Koltuklar için değil, ilkeler için mücadele edin.
Çünkü cumhuriyet, yalnızca sandıkla değil, sorumlulukla korunur.
Haydi selametle…
