Muğla’da yeni bir yönetim modeli keşfedilmiş olabilir:
Hafıza sıfırlama.
Ne güzel…
Dün konuşulanlar bugün yok.
Sorular sorulmuş mu? Sorulmamış sayılıyor.
Cevap verilmiş mi? Gerek görülmemiş.
Bir tek vatandaşın yazılım eski galiba…
Güncelleme almıyor.
Hatırlıyor.
Yıl 2024 daha yılın en başları..
Getir koy masaya mesela adaylaşma sürecini..
Hani şu kalabalık olan. İnanmazsın, halkın hep masasında duruyormuş o takvim. Yıl 2026 ama deyip geçme!
Bodrum’da 23, Muğla’da 12 aday adayı…
Adı üstünde: “aday adayı.”
Şimdi insan saf saf soruyor:
Bu kadar aday adayı neye adaydı?
Yarış varsa yarışanların içinden kazanan nerede?
Bağımsız sonuç varsa yöntem neydi?
Yöntem yoksa biz neyi oyladık?
Ama belli ki biz fazla detaycıyız…
Çünkü yeni sistemde detay yok, sonuç var.
Hatta bazen sadece sonuç var, süreç hiç yok.
Bakınız; il/ilçe kongreleri…Yıl 2025. O da asılı kalmış duvarda.
Bugüne gelelim…
“Nepotizm” iddiası ortada.
Ama daha kritik bir gelişme var:
İddianın kendisi değil, iddiayı düşünmenin bile gereksiz olduğu anlatılıyor.
Çünkü haber nerede çıkmış?
Yeni Akit
E tamam…
O zaman içeriğe bakmak niye?
Gazeteyi beğenmedik, mesele kapandı.
Yeni mantık şu mu:
“Kaynağı tartış, sorudan kurtul”?
Peki şöyle sorsak ayıp olur mu:
Haberde adı geçenler gerçekten görevde mi?
Eğer görevdeyse…
Bu kadar “tesadüf” nasıl denk geldi?
Eğer görevde değilse…
Bu görevden alma dediğiniz şey neyin provası?
Ama yok…
Asıl mesele şu galiba:
Soru soranlar fazla meraklı.
Sahaya inelim mi biraz?
Kahvede bir amca diyor ki: “Bizim buralı olmayanlar geldi yönetime.”
Yan masadan biri:
“Özel kalem bile dışarıdan…
Bizim çocuk iki üniversite okudu, kapıda kaldı.”
Şimdi bu insanlar komplocu mu?
Yoksa hayatın içinden konuşma hatasına mı düştüler?
Ama yukarıda tablo daha sade:
“Yaparız… Olur… Biraz ses çıkar, sonra diner…”
Evet…
Ses diner.
Ama kayıt kalır.
Çünkü halkın hafızası, sizin basın bülteniyle silinmiyor.
Yerel basın zayıf diye sevinenler de var.
“Yazılmıyor, demek ki sorun yok.”
Tabii…
Aynayı kaldırınca yüz düzeliyor!
Sonra ne oluyor?
Yerelde yankı bulmayan, ulusalda adeta patlıyor. Öyle bir patlıyor ki; o kanalı normal seyrinde açıp izlemeyen seçmen bile sosyal medyayı açınca birden karşısında buluyor!
“Bu nereden çıktı?” diye soruluyor.
Sahi nereden çıktı? Yoksa hep orada gözümüzün önünde miydi?
Gelelim MUPA’ya…
“Bütçe artışı komisyondan geçti. Bütçesi 137.5 milyon TL oldu” deniyor bu doğru mu? Doğruysa yerelde muhalefet temsilcileri de orada mıydı?
Diyelim ki olmadı bu kabul, bu artış yanlış bilgi eyvallah! Mevcudu yetmeyeni artması bekleneni neydi 61 milyon TL idi!
Rakam büyüktü. Hala çok büyük.
Hikâye ise hem kadük hem küçük.
İnsan merak ediyor:
Bu para Muğla’da nerede yaşıyor?
Pazarda mı?
Otobüste mi?
Faturada mı?
Yoksa sadece sunum slaytlarında bir de oturma adabını ve doğru Türkçe kullanımını aradığımız videolarda mı nefes alıyor?
Bir yurttaş çıkıp şunu diyebiliyor mu:
“İyi ki MUPA var, hayatım kolaylaştı”?
Yoksa tek değişen şey, bütçedeki rakamlar mı?
Bir de şu planlama meselesi…
Sürekli artan bütçe, sürekli revize edilen hedeflerin sonucu mu?
Plan dediğimiz şey bu mu?
Dur şunu da unuttuk, aa bu da lazımdı! Ne bu market listesi mi?
Yoksa plan, en başta planlanamayan bir şey midir?
Belki de en zor soru şu:
Şeffaflık neden bu kadar yorucu?
Cevap vermek neden bu kadar zahmetli?
Ulusal da konuyu işlemeye çalıştı: MUPA hakkında ne dedi? Ne dedi? Kiracıymış başkanı ödeyememiş kirasını ev sahibi ile papaz olmuş da bize ne? Kamusal kaynakların sorunsalı şurada dururken özel ilişkilerden kime ne? Diyeni çıkmadıysa hala…
Neyse!
Susunca geçiyor mu sanılıyor?
Yoksa büyüdüğünü fark etmek mi istenmiyor?
Çünkü insanın aklıyla dalga geçmek kolaydır…
Ama o akıl bir gün “ben yokum” derse,
işte o zaman gerçekten yalnız kalırsınız.
Ve Muğla’da galiba herkesin aklındaki tek soru şu:
Gerçekten hiçbir şey yok mu,
yoksa hiçbir şey yokmuş gibi mi yapılıyor?
Hangisi?
Haydi selametle…

