Arkada hafiften bir Emel Sayın ezgisi çalıyor, hani o kulaklarımızdan silinmeyen nostaljik şarkı: “Kız sen İstanbul’un neresindensin?
Şarkı güzel, nağmeler hoş da… Muğla siyasetinin son zamanlardaki o meşhur “halef-selef” kavgasını dinledikçe, insan ister istemez bu melodiyi Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a uyarlamak istiyor: ” Sayın Başkan, siz CHP’nin neresindensiniz?”
Çünkü ortada öyle absürt bir durum var ki, ne altyapı tartışması ne su kesintileri bu mevzu kadar su kaldırmıyor. Başkan Aras koltuğa oturduğundan beri MUSKİ’nin eski hiyerarşik düzeni tartışmada.. Bazen zaman geri sardı ve seçim arefesinde acaba Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın HaberTürk’te verdiği röportajı yeniden mi izliyoruz yoksa bugünün CHP’li Belediye Başkanı Aras, Muski’yi mi konuşuyor şaşırır olduk! Sonra MUBRAŞ konusu, diyorlar ki yıllardır haksız kazanç elde edildi! Öyleyse suç duyurusu mu bu? Yoksa geçmiş zaman olur ki son bölümü mü? Muski bütçe toplantısında son olarak ” biz gelene kadar yönetimde mühendis yoktu” dedi Başkan Aras…
Ayrıca sadece söylem değil yazıya döküldü afişte gördük “yıllardır yapılamayan alt yapı çalışmaları” düne ait her şeyi öyle bir dille eleştiriyor ki, dışarıdan dinleyen memleketin yönetiminin son seçimde başka bir partiye geçtiğini sanır. Sonra şok ile uyanıyorsunuz: Yahu belediye zaten CHP’deydi, yine CHP’de!
O zaman o meşhur şarkının eşliğinde sormak farz oluyor…
Hangi Makamın Hangi Tarafından Konuşuyorsunuz?
Siz, CHP’nin üreticinin, halkın, emekçinin yanında duran, halkçı belediyecilik makamından mısınız? Yoksa sürekli enkaz edebiyatı yaparak kenti yönetmeye çalışan, faturayı geçmişe kesen tarafından mı?
Siz, CHP’nin o yıllarca övünülen kurumsal hafızasından, “Muğla bir dünya markasıdır” diyen vizyonundan taraf mısınız ? Yoksa dünü tamamen yok sayıp, hafızayı sıfırlayarak sadece bugüne ve parlatılan vitrine bakan tarafından mı?
Eğer ilk günden beri “Biz geldiğimizde MUSKİ’nin başında bir tane mühendis yoktu”, “Yıllardır yapılamayanı biz yapıyoruz” derseniz; bu okların ucu doğrudan 1999-2024 yılları arasında, tam 25 yıl boyunca bu kenti yöneten CHP’li kurucu başkan Osman Gürün’e ve onun kurumsal mirasına gider. Haliyle seçmen de o yumuşak Emel Sayın şarkısını mırıldanmayı bırakıp, çok daha düz ve sert bir soru sorar: “Madem bu 25 yılda bu kadar büyük yanlışlar, mühendissiz yönetimler, kamu zararları vardı; o yılların siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek?” Ve bu sorunun muhatabı başka adreste aranmaz!
Şarkı Sustu, Sıra Hizmette
Muğla’da dün de CHP vardı, bugün de CHP var. İzmir’de Tunç Soyer halefini açık açık topa tutarken, Muğla’da Osman Gürün’ün kurumsal saygı adına “susmanın erdemini” seçtiği konuşuluyor. Ama bir tarafın susması, yaratılan bu tezatlığı örtmeye yetmiyor. Bir tarafta 25 yıllık bir “başarı hikâyesi” destanı, diğer tarafta ise aynı siyasi gelenekten gelenlerin yazdığı “hiçbir şey yapılmadı” ağıdı…İkisi aynı anda doğru olamaz.
Acaba AK Parti’ye geçiş iddiaları “yalan” dense bile gündemden düşmemesinde bu geçmişle kavganın payı nedir?
İlde ana muhalefeti temsil eden AK Parti’nin, Muğla’nın son 25 yılına bu kadar sert muhalefet ettiği kaç çıkışı var sayı belli mi?
Muğlalının artık bu iç hesaplaşmaları, dün ile bugünün siyasi çekişmesini izleyecek, bu şarkıları dinleyecek mecali kalmadı. Halkın derdi çok basit:
* Musluğu açtığında suyun akması,
* Çukura girdiğinde arabasının amortisörünün elinde kalmaması,
* İki nefes alacağı denizin kıyısında fahiş otopark ücreti ödememek.
Eğer bu kavgaya bir son verilmezse, belediyede yeni bir kadro açılması gerekecek: “Halef-Selef İşleri Daire Başkanlığı.”
Başkan Ahmet Aras’ın dille kurduğu bu mesafeli ve geçmişi suçlayan üslup devam ettikçe biz bu şarkıyı daha çok mırıldanırız. Ama unutulmasın; içeride kim hangi makamın, hangi tarafın kavgasını yaparsa yapsın, günün sonunda faturayı her zamanki gibi yine Muğla ödeyecek.
Haydi selametle…

