Dedemin Ekranı Nereye Gitti?

Ayşe teyze sabahın erken saatinde pazara çıkar. 

Domatesin kızıllığına, biberin tazeliğine, sepetinin boşluğuna bakar. 

Sepet yarı dolu, yüreği yarı boş döner. 

Oysa her ay, TRT’nin payı eksiksiz, usulünce, sormaksızın yatırılır.

Ali ise okula yürür. 

Kantinin vitrinine uzaktan bakar, cebindeki bozuklukların yetmediğini bilir. 

Musluktan bir yudum su alıp öğle yemeğini geçiştirir. 

Akşam ise televizyon açılır; “kamu yayıncılığı” adı altında milyarlarca liralık bir kurumun dizileri, haberleri, reklamları akıp gider.

Eskiden bu ekran başka bir âlemdi. 

Dedem salona kurulur, parmağını kaldırır, “Susun” derdi “haber başladı”

Spikerin ağzından dökülen her kelime, Türkçe’nin ince işlemeli bir kumaşı gibi yerli yerinde dururdu. 

Kimse “Bu ne biçim cümle?” diye sormazdı. 

Ekran hem haber verirdi, hem dil öğretirdi, hem de “biz” duygusunun en temiz aynası olurdu.

Şimdi ne oldu? 

Haber bülteni açılır: Bir cinayet.  

Kapatılır: Dizi açılır, dizide bir dehşet. 

Her akşam aynı karanlık manzara, aynı cinneti bol  tekrar. 

Oysa bir zamanlar Perihan Abla güldürür, Adile Teyze sevgi ile kucaklar çocuk yüreklerimizi avutur, böylece  kimse yatağa umutsuz gitmezdi. 7 Numara mahalle ruhunu yaşatırdı.  Bizimkiler yıllarca bizi bize anlattı.Susam Sokağı çocuklarıydık biz. Ülkesine bağlı, dünyaya açılırdı kollarımız.

Şimdi hem dizide hem haberde insanlar ölüyor, öldürülüyor, paramparça ediliyor. Toplumun kötü örnekleri ekranda.

Gülmek, sevinmek, bir arada hissetmek… sanki unutuldu.

En can yakıcı yara ise milli maçlarda açılıyor. 

Filenin Sultanları,tarih yazıyor, bütün ülke ayağa kalkıyor. 

Tam o anda kamera birden başka diyarlara firar ediyor. 

Sayı kazanıyoruz, reklam giriyor. 

Servis kullanılıyor, alt yazı geçiyor. 

Devre arası, yine reklam. 

Millet tek yürek olmuş, yüreği ağzında beklerken…  Ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu bu milli  duygu ile birleşmek iken…

Araya ticari bir telaş sıkıştırılıyor.

Bir annenin pazar sepeti boşken, 

Bir çocuğun  karnı tok değilken, etin tadını unutmuşken, yaşananlara, tüm bu ağır şartlara  rağmen

milletin milli duygusu en yüksek noktaya taşınmışken

reklam mı lazımdı bize sahiden?

TRT, sıradan bir ekran değildir.  Kamunun ekranıdır. Devletin parası ile kurulan merkezdir. 

Vergidir. 

Vatandaşın cebinden çıkan her kuruştur.  Yetim hakkı içerir.

Bu kaynak, insanın içini karartan haberleri peş peşe dizmek için mi harcanır, 

yoksa dilini koruyan, gururunu yükselten, “biz” hissini yaşatan bir ekran için mi?

Eskiden bu ekran güven verirdi. 

Şimdi sosyal medyada herkes aynı soruları soruyor: 

“Kamera niye oraya döndü?” 

“Neden o anı göstermediler?” 

“Neden maçın en kritik yerinde reklam girdi?”

” Bu dizinin bu ekranda ne işi var?”

Çünkü halk bilir ki:

“Kameranın gösterdiği kadar, 

kadrajın dışında bırakmayı tercih ettiği de hikâyenin bir parçasıdır.”

Sahi… 

Sizin ekran hâlâ milletin ekranı mı, 

yoksa başka bir şeye mi dönüştü?

Haydi selametle…

Yayınlama: 27.07.2026
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.