Biz galiba bir şeyleri kaçırıyoruz.
Çünkü şehri her yağmurda aynı yerlerden su basıyor. Marmaris’in, Bodrum’un, Fethiye’nin, Seydikemer’in istisnasız tüm ilçelerin hem duası hem kabusu yağmur!
Datça’da asfalt konuşuluyor.
Menteşe’de, Ula’da ağaç kesimleri tartışılıyor. Beton kaplamalar toprak örtüsünü her gün biraz kapatıyor.
Ama anlatılan tablo bambaşka.
AAA kredi notu.
Yüzde 119,55 bütçe gerçekleşme oranı.
“Mükemmel mali disiplin.”
Soruyoruz:
Bu iki tablo aynı Muğla’ya mı ait?
Soruyoruz:
Muğla Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı için yollar dahil ulaşım altyapı yatırımlarına yaklaşık 2,5 milyar TL bütçe ayırdığını açıkladı.
Bu bütçenin içinde asfalt, sathi kaplama, drenaj ve yol düzenleme çalışmaları bulunuyor.
Vatandaş kışın dökülen asfaltı görünce soruyor:
Bu paranın ne kadarı mevsimsiz dökülen asfalta harcandı? Ne kadarı çökme, çukur vs olursa diye ayrıldı?
Datça’da çevreci mühendislerin uyarıları henüz gündemdeyken, ilk haber başlığı şöyleydi:
“Yeni asfalt çöktü.”
Bu bir teknik aksaklık mıydı, yoksa yanlış zaman, yanlış öncelik zincirinin sonucu mu?
Bir Park Deyip Geçemedik: 51 Milyon TL
Menteşe Kışla Parkı’nda kesilen ağaçlar sonrası tepkiler yerelden ulusala taşındı.
Park düzenlemesi için ayrılan bütçe: 51.8 milyon TL.
Muğlalılar soruyor:
Sel riski konuşulurken, altyapı beklerken, bir park düzenlemesi öncelik sıralamasında neden bu kadar öndeydi?
İki Günlük Çalıştay Unutulmadı Çünkü 5 Milyon TL
Bir gazeteci aylar önce Su Çalıştayı için ödenen dekontu kamuoyuyla paylaştı.
Belediye başkanı belgeyi yalanlamadı.
İki günlük çalıştayın bedeli: 5 milyon 200 bin TL.
Soruyoruz:
Su sorunu yaşayan bir şehirde öncelik çalıştay mıydı, yoksa sahadaki altyapı mı?
MUPA Meselesi de Yalnız Değil!
Henüz bir yılı dolmadan,
45 milyon TL olan bütçe, belediye meclisinde tek celsede, oy çokluğuyla 61 milyon TL’ye çıkarıldı.
Sorular:
Bu artış hangi somut ihtiyaca dayanıyor?
61 milyon TL’lik harcamanın şehirde ölçülebilir karşılığı nedir?
Halkın öncelikli ihtiyacı şartsız kabul gören anonim şirketler miydi?
Cevaplar hâlâ yok!
AAA Notu ve Resmi Açıklamalar
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, sosyal medyada şunları paylaştı:
“Uzun yıllardır görülmemiş büyüklükteki altyapı ve üstyapı yatırımlarını, sosyal hizmetleri, kültürel faaliyetleri Muğla’ya kazandırırken, gelir gider dengesini yüzde 119,55 gibi mükemmel bir oranla korumayı başardık.Bunu biz söylemiyoruz, Hazine ve Maliye Bakanlığı söylüyor.”
Metin net. Rakamlar resmi. Anlaşılan şu: Muğla’da para çok. Ama Muğlalı aynı zamanda ne diyor: Muğla ‘da çözümsüz kalan sorun çok!
Yani şimdi bir baba düşünün. Cebinde milyarlar var. Evladı ise kışın eski yırtık bir lastik terlikle dolaşıyor.
Soru basit:
Bu bir başarı hikâyesi midir? Biz neyi kaçırıyoruz?
Velhasılı Benim Aklı Hür Vicdanı Hür Okuyucularım;
Mailimde sizden gelenlerde sözünü ettiğiniz gibi:
Bir belediye şirket yönetmez.
Bir şehir bilanço değildir.
Başarı, kasada tutulan parayla değil, şehirden uzak tutulan sorunlarla ölçülür.
Selin adresi değişmiyorsa, asfalt çökmeye devam ediyorsa, vatandaş hâlâ “önce burası” diyorsa…
Orada mali disiplin değil, öncelik krizi vardır.
Yani mesele sadece bütçe, asfalt veya park değil; mesele soruları sorma cesareti ve şehrin kendi sesi.
Muğla artık algılarla değil, gerçek cevaplardan beslenmek istiyor.
Şehir, önceliklerin kendi gündemiyle belirlenmesini talep ediyor.
Muğla artık sahipsiz olmadığını hissetmek istiyor.
Halk için siyaset yapanları sahada görerek tartmak istiyor.
Erken seçim anketlerinin hız kazandığı bir ülkede, bu beklenti sizce de doğal ve meşru değil mi?
Bu arada Muğla’nın ana muhalefet partisi şehirde tüm bunlar olurken ne yapıyor derseniz? Muğla’da diyor “su krizi yok yönetim krizi var.” Başlık bu, içerikte de ” DSİ tüm sorumluluklarını yerine getiren bir kurumdur.” deyip “dezenformasyondan sakının” uyarısı yapılıyor. Varlığı kabul edilen yönetim krizi konusunda ve bu yazıya konu diğer hususlar içinse metinde derin bir sessizlik hakim.
Hatırlatmak gerekirse; belediye de bizimdir, MUSKİ de bizimdir, DSİ de. Üçü de alanında değerli, kamu adına görev yapan ve Türk milletine ait kurumlardır. Aralarında bir yarış ya da rekabet değil; işbirliği, eşgüdüm ve sorumluluk paylaşımı olması gerekir. Bu sorumluluk da kurumsal yapılardan çok, onları yöneten kadrolara aittir. Eğer ortada bir yönetim zafiyeti varsa, bunun denetimi de devletin görevidir. Yirmi dört yıldır iktidarda olan bir siyasi yapıya bu temel gerçeği hatırlatmak zorunda kalmak ise yurttaş açısından ağırdır; çünkü bu, talep değil, zaten yerine getirilmesi gereken bir ödevdir.
Muğla tüm yaşananları okuyor, görüyor ve izliyor ardından diyor ki: “Param çok, ama cevap yok. Artık neden hâlâ aynı yerden su basıyor onu anlatın.”
Evladımıza bırakacağımız miras, bir kredi notu değil; bir basın metni hele hiç değil; yaşanabilir bir şehir olmak zorunda.
Haydi selametle…

