Menteşe’ye Hipodrom Yapmak: At Gibi Bir Fikir mi, Yoksa Ata Binmek Mi?

Muğla Menteşe… Ne diyordu o eski şair?

 “Bir şehir düşün, hem tarih kokan taş sokaklarında yürüyorsun, hem de yürüdüğün kaldırım sana ‘Ben Roma’dan kalmayım’ diyor.”

Ama gel gör ki biz bu şehirde, taşın kıymetini bilmek yerine, üstüne tuz gibi  vizyonsuzluk serpmeyi tercih etmişiz. Şimdi bazıları diyecek ki “Evet işte, tam da bu yüzden Hipodrom’a ve yeni fikirlere  karşıyız.”

Durun, önce bir dinleyin.

Menteşe, şu Arastası’yla, Saburhanesi’yle, Şahidi Hazretleri’yle, İtalyan filmlerinden fırlamış gibi duran dar sokaklarıyla yılda 12 ay turist ağırlayabilecek potansiyele sahipken biz hâlâ yazın  havlu serilecek yer kalmadı, kışın da esnaf siftah yapmadı kıvamında bir döngüye razı geliyoruz.

İşte tam burada devreye giriyor: Hipodrom Projesi.

Yok yok, bu “haydi hep beraber at yarışı oynayalım” projesi değil. Bu, sezon dışı Muğla’ya kan pompalamak, kış aylarında turizmi uyandırmak, kültürel etkinlikleri çeşitlendirmek ve istihdam yaratmak gibi hedefleri olan bir proje.

Ve bu projeyi ortaya koyan oluşum da sıradan bir yapı değil: Muğla Gelişim Platformu. 25 kişilik bu ekip, Muğla’nın geleceği için kafa yoran, 45 yaşını geçmemiş, liyakatli ve işine özveriyle bağlı kişilerden oluşuyor. Kararlar oy çokluğuyla değil, oy birliğiyle alınıyor. Yani biri bile “Hayır” derse, duruluyor, yeniden düşünülüyor. Siyaset üstü, vizyoner ve Muğla sevdalısı bir yapı bu. Kente uzun süredir sinmiş olan vizyonsuzluğa karşı ciddi bir alternatif.

Ama onlara bile  karşı çıkanlar var. Meyve veren ağaçta bilir önceden başına geleceği yani çok sorun yaptıklarını zannetmiyorum. Özverili, dört başı mamur çalışmalara devam…

Bir kısmı diyor ki:

 “At mı kalmış kardeşim, bu devirde hipodrom mu yapılır?”

Kusura bakmayın ama bu tam “Ne gerek var telefona, zaten mektup var” cümlesine benziyor. Evet, at var. Hem de sadece yarışan değil, terapi yapanı, eğitim vereni, festivalde yürüyeni, kırsalı canlandıranı da var. At hâlâ var yani, merak etmeyin.

Başka bir kısım da diyor:

 “Menteşe’nin doğası bozulacak.”

E güzel kardeşim, doğa için endişeleniyorsan git sabah çöpünü yere atmayanları alkışla önce. Sonra da bu projeye hangi alanda yapılacak, hangi çevresel önlemler alınacak, halk nasıl katılacak diye sor. Bilmeden karşı çıkmak kolay, bir de bilip fikir üretelim.

Ve klasik bir grup:

 “Bu proje kesin rant içindir.”

Haklılık payı olabilir. Türkiye’de birine “rant var” dediğinde yüzde 70 ihtimalle doğrudur. Ama tüm projeleri otomatik olarak “yandaş ihalesi” ilan etmek, vizyonsuzluğu meşrulaştırmaz. Zira asıl rant, vizyonsuzluktadır. Hiçbir şey yapmamak, eskiye takılıp kalmak, gelişime sırt dönmek de bir çeşit zihinsel ranttır.

Bakın…

Bugün İtalya’nın Toskana’sında, Fransa’nın Provence’ında turizm sadece yazın yapılmaz. Kültür, doğa, tarih, etkinlik, gastronomi üzerinden kış turizmi yaratılır. Bizde ne var? Eylül geldi mi dükkanlar panjuru indiriyor, garsonlar Antalya’ya transfer oluyor, şehir kış uykusuna yatıyor.

Hipodrom, bu uykuyu bozmak için bir fırsattır.

Çünkü bu sadece bir yarış pisti değil; fuar alanı, konser mekânı, çocuklar için atlı terapi merkezi, gastronomi festivali alanı, hatta Muğla’nın kültürel kartviziti olabilir.

Ama…

Bu iş olur mu?

Olur.

Bu işte risk var mı?

Var.

Bu iş katılımcılıkla, şeffaflıkla, doğaya saygıyla yapılmalı mı?

Kesinlikle.

Ancak sırf “alışılmadık” diye reddetmek?

Yok artık. O zaman iPhone’a da ilk çıktığında “Bu ne ya, tuşu yok” diyelim, bırakalım Nokia’yla devam edelim.

Menteşe, 12 ay yaşayan bir şehir olabilir. Bu mümkün.

Yeter ki her fikre “Hayır” diyerek, değişimi ertelemeyelim. Önce iyi dinle, sor, şans ver bakalım seni de ikna edebilecekler mi? Bir de şaşırarak izliyorum yeşili lüks yüzlerce villaya değişirken sıkıntın yok anladık da  tüten bacaya alerjin nereden onu anlamakta zorlanıyorum.

Bunu da bir düşün istersen…

Haydi selametle…

Yayınlama: 16.09.2025
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.