“ARINMA” ACİL BAŞLASIN

Gazetecilik asla sessiz olamaz: bu onun en büyük erdemidir ve en büyük hatasıdır.

Günümüz CHP’si, kurucu ilkelerinden ve ideolojik köklerinden hızla uzaklaşarak, kendi içinde derin bir yönetim ve güven krizi yaşamaktadır. Süreç, en başta parti içi demokrasinin zedelendiği iddialarıyla, şaibeli bir kurultay ortamında şekillenmiştir. İtirafçıların ve şikâyetçilerin sunduğu somut deliller gölgesinde Genel Başkanlık koltuğuna oturan mevcut yönetim, partinin liyakat zincirini kırmakla eleştirilmektedir.

Bu liyakat kaybının en somut örneği, yerel seçim döneminde “Belediye başkan adaylarımızı yapay zekâ ile seçtik” teziyle ortaya atılan iddialardır. Ancak gelinen noktada, sokaktaki karşılığı ya da parti emeği yerine, milyon dolarlık bütçelerle anılan isimlerin aday gösterildiği bir tablo netleşmiştir. Kamuoyunda oluşan algı nettir: Siyaset, parayı verenin düdüğü çaldığı bir mekanizmaya dönüştürülmüştür. Chp’den Vekil Özgür Özel ve ekibi acil uzaklaştırılmalı, ARINMA uzatılmadan başlatılmalı.

Belediye başkanı olabilmek adına milyon dolarlar feda edenlerin, koltuğa oturduktan sonra bu parayı hangi yollarla geri çıkartmaya çalıştıkları ise hukuki süreçlerle ortaya dökülmüştür. MİT, Emniyet İstihbarat ve KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele) dairelerinin gerçekleştirdiği operasyonlar neticesinde, yolsuzluk ve şaibelere adı karışan iki düzineden fazla belediye başkanı tutuklanmıştır. Ortaya çıkan deliller, itiraflar ve şikâyetler, tabanın temiz siyaset idealine vurulmuş ağır bir darbedir. ARINMA ŞART

Buradaki en büyük kırılma ise ana muhalefet liderliğinin takındığı tavırdır. Ülkenin ana muhalefet partisi başkanı, devletin kolluk güçleri ve istihbaratı operasyon yaparken gidip durumun asıl arka planını sorgulamak yerine, suça ortak olmakla suçlanan isimlerin arkasında durmuştur. Alanya örneğinde olduğu gibi, “Aldığı rüşvetle bir Alanya daha inşa edilir” denilen bir belediye başkanını savunmak adına, “30 saatlik kamera kaydı var, ortada bir şey yok” argümanına sığınılmıştır. Ancak yargılama ve incelemeler neticesinde bu savunmaların içi boş çıkmış; süreç adeta kirli bir algı şebekesi vasıtasıyla, sosyal medya manipülasyonlarıyla örtbas edilmeye çalışılmıştır.

İşin en acı tarafı ise bu usulsüzlükleri ihbar edenlerin, delilleri sunanların ve adli makamlara şikâyette bulunanların bizzat CHP’li olmasıdır. Bu insanlar, partinin eski, köklü ve sarsılmaz ilkelerini korumaya çalışan, tabanın öz evlatlarıdır. Uşak’tan Antalya’ya kadar uzanan ve partiyi adeta bir “pavyon” hafifliğine ve usulsüzlük sarmalına sürükleyen bu yüz karası figürlerin derhal ihraç edilmesi gerekirken, genel merkez tarafından ısrarla savunulması, yönetimin bağımsız iradesini sorgulatmaktadır. Günümüz CHP yönetimi, adeta dışarıdaki kripto odaklardan ve çetelerden talimat alan bir “gelen müdür” profili çizmektedir.

Yargı makamları karşısında, somut suçlamalara karşı ne bir delil sunulabilmiş ne de hukuki bir cevap verilebilmiştir. Bunun yerine üretilen tek refleks; “Demokrasiye darbe”, “Siyasi karar”, “Mahkeme taraflı”, “Hükümet komplo kuruyor” ezberleridir. Savcılığın ve mahkemelerin herkesin gözü önündeki delilleri inceleyerek verdiği hukuki “butlan” (geçersizlik/hükümsüzlük) kararlarına rağmen, ekranlarda hala “Mücadele edeceğiz” retoriğiyle laf ebeliği yapılmaktadır.

Tüm bu kriz yetmiyormuş gibi, partinin resmi tüzüğü hiçe sayılarak adeta alternatif bir CHP yaratılma gayreti içine girilmiştir. Bu operasyon, tabandaki samimi CHP sevdalılarının, Atatürkçülerin ve cumhuriyetçilerin temiz duyguları istismar edilerek yapılmaktadır. Bu duygu sömürüsünün arkasında ise sosyal medya platformlarında algıyı profesyonelce yöneten, “kirli algının kral ve kraliçeleri” olarak nitelendirilen bir kripto ekip yer almaktadır.

Sonuç olarak günümüz CHP’si; tabanın sesini susturan, kendi evlatlarının ihbar ettiği yolsuzlukların üstünü örten ve ilkeler yerine şaibeli network’leri savunan bir yönetim anlayışının kuşatması altındadır.

Yayınlama: 01.06.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.