Son günlerde memlekette önemli bir eksiklik tespit edildi.
Öyle böyle değil, ciddi.
Ülkece ilerleyemememizin, rahatlayamamamızın, hatta bazen nefes alamamamızın sebebi bulundu:
Yeşil pasaport.
Meğer bütün mesele buymuş.
Yani geçim, eğitim, çalışma koşulları, çocukların hali falan… onlar zaten “bir şekilde” idare ediliyormuş da, asıl sorun vize sırasıymış.
Bakınca insan rahatlıyor.
Demek ki mesele büyük değilmiş.
Bir süredir bazı çevreler özellikle çok üzgün.
“Biz dünyayı gezemiyoruz” diye.
“Avrupa’ya giderken evrak hazırlamak zorunda kalıyoruz” diye.
Belli ki zor. Gerçekten zor. İnsanın pasaport kontrolünde beklerken içi daralıyor.
Oysa bu ülkede insanlar başka şeyler bekliyor.
Mesela ay sonunu.
Mesela çocuğun okuldan sağ salim dönmesini.
Mesela tek bir maaşla ev tutabilmeyi.
Ama bunlar biraz detay tabii.
Asıl dert, uçağa binerken “vizesiz geçiş” hissini yaşayamamak.
Kendini aydın sayanlar, tanınanlar, meslek örgütlerinde söz sahibi olanlar bir araya gelip düşünüyorlar:
“Bu ülke için ne yapabiliriz?”
Cevap netleşiyor:
“Pasaportumuzu yeşile boyatalım.”
Çünkü biliyoruz; yeşil pasaport gelince her şey düzeliyor.
Gazetecilik daha saygın oluyor.
Gençler gelecekten umutlanıyor.
Hatta çocuklar bile suça bulaşmaktan vazgeçip, insanın anavatanı olan çocukluklarını hakkıyla yaşamaya başlıyor.
Bu arada küçük bir bilgi notu:
Bugün gazetecilerin büyük bir kısmı mevcut geliriyle tek başına bir evde yaşayamazken, önemli bir bölümü hâlâ ailesiyle yaşamak zorundayken; bu mesleğin örgütlü yapılarının “asıl sorunu” pasaport olarak belirlemesi, ister istemez insanı duygulandırıyor.
Ne kadar ince bir öncelik duygusu.
Ama hakkını yemeyelim; bu bir kaçış planı değil.
Estağfurullah.
Bu sadece “hareketlilik”.
Gitmek kaçmak değil, “vizyon”.
Kalmak ise biraz eski moda.
Zaten herkes gitse kim kalacak diye düşünmeye gerek yok.
Birileri mutlaka kalır.
Birileri hep kalıyor zaten.
O yüzden telaşa gerek yok.
Canım kardeşim, yeşil pasaport olmadan da yaşarız.
Biraz zor olur belki ama olsun.
Zaten zor yaşamak konusunda epey deneyimliyiz.
Dünyayı gezmek güzel şey.
Ama bazen insanın durup şunu sorması gerekiyor:
Bu ülkenin gerçekten en acil meselesi bu mu, yoksa biz acil meselelerden uzaklaşmayı mı tercih ediyoruz?
Neyse.
Çok da büyütmeyelim.
Sonuçta pasaport bu:
Yeşil olur, bordo olur…
Vicdan olunca her renkle idare ediliyor değil mi?
Canım benim, size iyi uçuşlar; halktan da iyi kopuşlar dilerim.
Uçağa binmeden kulak tıkacını almayı unutma.
Kime diyorum, o zaten hep kulağında.
Haydi selametle…
