Efendiler, Hanımefendiler… Duyduk ki pırlantadan, elmastan önce vergi alalım demiş sonra ‘Aman, bu lüks değil, bu ticaret’ diyerek geri çekmişsiniz. Eyvallah..
Siz ekonomiyi nasıl isterseniz öyle yönetirsiniz. Ama anlatacaklarım var size!
Siz pırlantayı ‘özel’ saymayıp, vergisini sıfırlarken; bizim çocuğun sütünü koyduğumuz buzdolabını, çamaşır yıkadığımız makineyi ‘Özel Tüketim’ listesine başköşeye oturtmuşsunuz.
Hal böyle olunca halkın soruları var size…
Halk diyor ki:
* Taş mı yiyelim? Vitrindeki o taşın vergisi yok diye biz karnımızı onunla mı doyuralım? Çocuğun sütü vergili, sabahın köründe kalkıp işe gittiğimiz otobüsün yakıtı vergili, akşam yorgun argın gelip açtığımız televizyon bile ‘özel’ diye vergili… Ama parmağa takılan milyonluk taş ‘zaruret’ öyle mi?
* Bizim lüksümüz hayatta kalmak mı? Bizim evdeki buzdolabı şatafat değil, rızkımız bozulmasın diye bekleyen bir nöbetçidir. Çamaşır makinesi keyif değil, el nasırlaşmasın diye dönen bir çarktır. Pırlantayı almayan ölmez ama buzdolabı olmayan evin tadı tuzu kalmaz. Siz asıl ‘özel’ olanla ‘mecbur’ olanın yerini iyi anlayın e mi?
* Adalet terazinize o taş ağır mı geldi? Bizim vergimiz kuruşu kuruşuna ekmeğimizden, faturamızdan peşin peşin kesilirken; o parıltılı dünyayı ‘ticaret dönsün’ diye korumak, size göre reva mı? “Ekonomi gemisi yürüsün” diyorsunuz ancak unutuyorsunuz geminin yakıtını biz veriyoruz, sefasını o taşları takanlar sürüyor!
Kusura bakmayın ama mutfakta tencere kaynamayınca, o pırlantanın parıltısı bizim gözümüzü aydınlatmıyor, sadece içimizi yakıyor. Bizim lüksümüz pırlanta değil; ay sonunu getirebilmek, faturayı ödeyince derin bir nefes alabilmek olmuş. Haberiniz var mı?
Madem pırlantada ‘ticaret’ dediniz, bizim mutfaktaki yangını da ‘halkın geçimi’ deyip görün artık! Çünkü o vitrindeki taş sadece parlar, ama bizim tencere sönünce bütün memleket karanlıkta kalır.
Şunu bilin;
Bu ekonomi yönetiminin halka yansımasının en acısı tablosu enflasyon yükünü okul çağındaki çocuğun kantinde tost parası hesabı yaparak çekmesi…
Yaz tatilinde üç top dondurma yiyebilen kaç çocuk kaldı dersiniz? “Dondurma çok pahalı kardeşim bir top diyelim babam üzülmesin” diyen çocuğun sesini yansıtsın size pırlantanın ışıltısı biraz da!
Haydi selametle…
