Molotoflu Saldırının Muğla Adresi Doğru mu Bilmem  Ama Sorumluluğun Yönü Yanlış!

Olay neydi önce unutmadık da olsun hatırlayalım. Zira “ders” diye okunsun, gelecek nesillere ibret olsun bu yazı!

Geleceğimiz olan gençlerimiz, bu yazının tek gayesi sizsiniz, lütfen en çok siz okuyun ve çok iyi anlayın. Siz, bizi örnek almayın!

1 Eylül 2025 akşamı  22:15 sularında atılan bir Molotof kokteyli, bu ülkede sadece bir balkonu değil, kamu hafızasını, siyasi sağduyuyu ve kurumsal sorumluluğu da ateşe verdi.

15 ve 16 yaşlarında iki çocuk. Ellerinde el yapımı yanıcı madde.

Atılan balkon:  İlçe belediye başkanının ninesinin ve dedesinin yaşadığı apartman dairesine ait. Tesadüf bu ya,ilçe  belediye başkanı büyükşehir belediye başkanının da eşi. 20 dakika içinde olay yerine gelen Vali. 3 saat içinde yakalanan çocuklar. 24 saat geçmeden yapılan siyasi açıklamalar. 36. saatte İngiltere merkezli azmettirici bulunur ve kırmızı bülten yayınlanır.

Aynı mahallede dolaştığınızda bugün aslında komşular biliyor olayın aslını. Ama ben sırayı bozmayıp yetkili makamlardan açıklamayı bekliyorum.

Tabi  esas hesap başka yerde. Aklı başında herkes kahvehanede, parkta, bahçede, komşu sohbetlerinde aslında beyin fırtınasını çoktan yaptı. Herkes şunu sordu : Yahu akıl var mantık var, hangi örgüt dedeyi nineyi bulmakla zaman kaybeder? Ancak ne hikmetse siyasiler Ak Partili, CHP’li vekiller bunu hiç sormadı. Onun yerine siyasi algı hesapları ön planda tutuldu. Bugün mahalle komşularının bildiği olayın aslına sizce vekiller hala ulaşamadı mı?

Peki bu sessizlik neden? Bu yanlış algının her gün yenisi gelen boyutu ile neden başbaşa bırakılıyor Muğla?

Dezenformasyon Yasası mı, Refleks Yönetimi mi?

İlk soru şu:

Devletin bilgi kaynakları 20 dakikada olay yerine gidip 3 saatte çocukları bulabiliyorsa, aynı hızla “olayın arka planını” da araştırmasını beklemek neden bazılarımızı zorladı da sabırsız davrandık?

İkinci soru:

Henüz olayın nedeni, faili, hatta hedefi dahi belli değilken CHP Il Başkanlığının avukat başkanı tarafından yapılan, “partimize saldırı”, “belediyeye gözdağı”, “Londra merkezli organizasyon” söylemleriyle kamuoyuna yapılan açıklamalar hangi istihbarata dayandı?

Devletin Ciddiyeti, Duygularla Yönetilemez

Menteşe Belediye Başkanının yaşadığı kişisel travmaya saygı duymak elbette görevimiz. Ancak kamu gücünün kullanımı, kişinin kimliğine göre şekillenemez.

Devlet aklı refleksle değil, bilgiyle, soruşturmayla, objektiflikle hareket eder.

Yoksa “her saldırı bize” anlayışıyla siyaset yapılırsa, gün gelir halk, o kurumlar ya da kişiler gerçekten hedef alındığında kimse inanmaz. Bunun masalını çocukken az mı dinledik annemizden..

Medya: Manşeti Değil Gerçeği Kovalayın!

Medyanın bu olayda oynadığı rol ise ayrı bir ibretlik dosyadır.

Olayın ilk anından itibaren; siyasi demeçlerle şekillenen “örgütlü saldırı” senaryosu, Londra bağlantıları, “terör gölgesi” başlıklarıyla kamuoyu asıl gerçek ortaya çıkmadan acele ve pervasız yönlendirildi.

Hiçbir medya organı şu soruları sormadı:

Fail kim? O.K, peki kimdir O.K ailenin tanıdığı bildiği biri mi? Belediye başkanlarına soruldu mu? Bu isimle var mı irtibatınız? Size olay öncesi ya da sonrasında bir iletişim geldi mi bu kişiden?

Motivasyon ne?

Dedeniz sizce neden hedef?

Aileye önceden bir tehdit var mı?

Peki?

Olayı hemen siyasete, belediye hizmetlerine çeviren ve böyle olduğundan emin olan  CHP milletvekilleri, il başkanı, il/ilçe yönetimi, ziyarete giden AK Partililer.

CHP’yi Muğla’da kim tehdit ediyor? Belediye hizmetlerinden dolayı çıkan haberler ve karalama kampanyası dediğiniz kara düzenin dışında canınıza kast edecek kadar nasıl bir ortamda yaşıyorsunuz da yaşanan olayın arkasına önüne bakmadan “bizedir bu saldırı ve budur!” yargısını taşıyorsunuz. Üstelik yargı görevi başındayken…Neyden emin olup galeyana geliyorsunuz?

Siyasetin ve Medyanın Ortak Sınavı: Şeffaflık

Bir balkona atılan Molotof, 85 milyonun gözü önünde yapılan bir testti:

Devletin soğukkanlılığı mı, siyasetin refleksi mi öne çıkacak?

Medya gerçekleri mi, manşet algısını mı önceleyecek?

Kamu kurumları ve vekiller bu süreci  bilgiyle mi, duyguyla mı yönetecek?

Cevaplar açık: Bu sınavdan Muğla siyasetçisi ve medyasıyla sınıfta kaldık!

Buradan İlgili Makamlara Çağrımdır:

Valilik, Emniyet ve Cumhuriyet Başsavcılığı:

Muğla’da balkonumuz açık uykuya dalmamızın mimarları sizsiniz.Olay yerine 20 dakikada intikal, 3 saatte faillere ulaşma hızı yurttaş gözünde size duyulan güvenin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Ancak lütfen “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da içine katılarak kırmızı bülteni Cumhurbaşkanlığı çıkarttı. Olay çok ciddi” gibi söylemlerle halk nazarında oluşturulmaya çalışılan mesnetsiz algının önüne geçiniz.

Siyasi Partiler:

Henüz hedefin bile belli olmadığı bir olayda “siyasi sabotaj” açıklaması yapmak, halkın aklıyla oynamaktır. Bu açıklamalar için kamuoyundan özür dilenecek mi?

Üstelik, CHP kanadından her konuda hedef gösterilen bir yatırımcı var. Malumumuz: Muğla Çimento! Çimento fabrikası ruhsat iptal süreci konusu şehirde ne olsa tekrar tekrar kamuoyunun önüne düşüyor; ORC’nin anketinde de olduğu gibi! “Muğla’nın kara kedisi” ilanınızın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını da açıklar mısınız?

RTÜK ve Basın Etik Kurulu:

Yanıltıcı yayın yapan medya organlarına uyguladığınız gibi siyasetçiler ve topluma mal olmuş isimler  hakkında da dezenformasyon yasası kapsamında bir işlem yapılacak mı? Yoksa yasa sadece sosyal medya kullanıcıları için mi geçerli?

Gördük ki: Devlet Güven Verirse, Halk Sükûnetle Bekler

Muğla halkının devlete güveni tam olduğu için bu dezenformasyonlara gelmemiş, geçmiş olsun dileklerini iletip, bu süreçte halkı galeyana getirmek isteyenleri kulak ardı etmiştir!

CHP Muğla Yönetimine çağrı:

Çocuk eliyle atılan molotof kadar tehlikeli olan bir şey varsa, o da bilgisiz fikir sahipleri tarafından yanlış adrese atılan suçlamalardır. Devlet yönetmek öfkeyle, duyguyla, mağduriyet edebiyatıyla yapılmaz. Devlet, kriz anlarında şeffaflığı ve ciddiyetiyle güven verir. Yarın devleti yönetmeye talip olduğunuz iddiasına sadece söylemlerle değil eylemlerle de sahip çıkınız.

Yakın zamanda kamuoyunun konuyla ilgili şeffaflık ilkesi gereği bilgilendirilmesini ve bu elim olayın benzerlerinin yaşanmasına kimsenin vicdanının el vermemesini diliyorum.

Haydi selametle…

Yayınlama: 05.09.2025
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.