Bu ses kulaklarımdan hiç gitmesin…
Ömür dediğinin anlamı da sevmek ve adanmak olsun…
Nihat Genç öyle yaptı. Cenazesinde kuru kalabalık yoktu. Nitelikli bir çoğunluktu son yolculuğuna uğurlayan. Cenazesi umut olur mu bir insanın? Onunki bana oldu. Cumhuriyet’e sahip çıkacaklar oradaydı. Kimse yalnız yürümüyor bu hayatta. Yollar kesişmemiş olabilir, duygular birleşmiş çoktan.
Kalemi sivridir. Dilindeki isyan yüreğindeki sevgiden beslenir. Nihat Genç’in derdi hiç kendi sofrası olmadı. Vatan çocuklarının sofrasında ne var? Ona baktı hep. Ata mirasının peşindeydi. Ailesine miras yatlar, katlar bırakmadı çünkü hiç peşine düşmedi bunların. O yüzden “deli” dediler. Ama ardından kimseye ” vatana ihanet etti” dedirtmedi. “Vatanı sattı, devlet malına, yetim malına göz dikti” dedirtmedi. Nedense kendini akıllı görenlere kaldı bu cümleler.
Kimseyle kıyas kabul etmezdi, vatan sevgisi. Kalemini de bu uğurda tüketti. Hiç eğmedi başını kimseye, en çok övünerek kurduğu cümle hayatına dair “ben kimsenin adamı olmadım” oldu.
Nihat Genç’i anlamak güç bazıları için. O bazıları alaycı kuşu birilerinin, o bazıları alkış çavuşu büyük abilerinin…Bizim onlara diyecek sözümüz yok. Bir şişe viskiye davasını satan da, üç günlük dünya tatilini sırtına aldığı veballe ödeyen de varsın karşı kaldırımdan yürüsün.
Doğru bildiğim yolda yürümeyi senden öğrendim. Kimsenin adamı olmamanın cesaretini senden aldım. Köpekleşmenin tarihini senden okudum. Evet hiç gelmedik dünya sahnesinde cemal cemale. Ancak celalde birmişiz şimdi aydım.
Demin baki olsun Nihat Abi…
Ey Yüce Türk Milleti, bu dünyadan bir Nihat Genç geçti.Kimsenin ayak izine basmadan kendi yolunda dimdik yürüyerek. Yürüdüğü yollara cesareti, umudu, sevgiyi, adanmışlığı ve vatanını çok sevmenin ateşini ekti de gitti…
Garip geldi dünyaya, şan şöhrete aldanmadı. Su bitti, seller durmadı ardından…
Uğurlar olsun…
Haydi selametle…
