O kadar çok mail ve telefon aldım ki; Muğla’da yaşanan delege seçimleri ile ilgili. Aslında kayıtsız kalmak istedim ancak kalamadım. Hiç, şöyle olmalıydı, böyle olmalı falan filan kulis haberciliğine bakmaya niyetim yok. Üzülerek izlediğimiz bir süreçtir. Tasvip etmediğimiz duyumlar ve görüntüleri izliyoruz. Ben bu süreci Türkiye’nin Karaoğlan’ı, benim tanımaktan onur duyduğum ve kendime çok yakın gördüğüm liderin gözüyle bakarak tarihe kaydetme hakkımı kullanmak istiyorum. Bülent Ecevit’i de rahmetle anmış olalım bu yazı ile..
Haydi, şimdi, bugün yaşananlara bir de Bülent Ecevit’in gözünden bakalım…
Karaoğlan, meydanlarda “Ne ezilen, ne ezen! İnsanca, hakça bir düzen!” diye haykırırken sadece ülkeye değil, önce partisinin içine sesleniyordu. “Parti üyesi partinin öz evladıdır, kimse onu yok sayamaz” derken, bir anlamda bugünün liste savaşlarına, güç hesaplarına çok önceden karşı durmuştu.
Ecevit, CHP’nin hem ruhu hem vicdanıydı.
Bugün Muğla’da yaşananlara şahit olsaydı, yüksekten bakanlara şöyle derdi:
“Listeleri masa başında değil, halkın yüreğinde yapın.”
Belediye makamından güç alarak üyeye ayar çekenlere susmazdı.
Örgütü hiçe sayan, sandığı araç değil süs gibi gören her anlayışa karşı dimdik dururdu.
Çünkü onun siyaseti dürüsttü, halklaydı, temizdi.
Bugün onun emaneti olan bir partide, listeyi kimin yazdığı değil, vicdanın ne dediği konuşulmalıydı.
Ama görüyoruz ki, gücü elinde tutan bazı isimler, o emaneti koltuk gibi görüyor; halkın iradesini ise yok sayıyor.
Karaoğlan yaşasaydı, sorardı:
“Parti üyesini yok sayan bir yapıyla, nasıl halka umut olacaksınız?”
“Adaleti önce kendi içinde sağlayamayan bir parti, ülkeye nasıl adalet getirecek?”
Ve belki de en sert ama en haklı cümleyi kurardı:
“Parti içi demokrasiyi çiğneyen, halkçı olamaz. Olsa olsa koltukçudur.”
Bülent Ecevit’in Ruhundan Bugünün Siyasetine Şiirle Nasihat Vardı. Bilmiyorum hiç okuma vaktiniz oldu mu?
“Dünle Bugün Arasında”
Dünle bugün arasında
Kopuyor zaman, kopuyor insan.
Adalet taşlaşırsa kalpte,
Umut solar, yol pusulasız kalır.
Güç elinde olan, unutma:
Sandık bir ayna,
Yansır orada yalan da,
Hakikat de.
Ey siyasetçi, dinle halkın sesini;
O ses ki adaleti çağırır,
Vicdanına dön, yolun doğru olsun.
Özetle aslında diyoruz ki;
Güç koltukta değil, halkın gönlündedir. Adaletle yürüyenler yüreklerde yaşar.
Ancak tabii ki tercih bugün gücü elinde tutanlarındır.
Hiç unutmuyorum, 2016’da Sivas Yıldızeli’nde yaşlı bir teyze elinde bastonuyla CHP’nin otobüsüne vura vura ” Karaoğlan nirede ha evlatlar?” diye sormuştu. Sanırım içime o teyze kaçtı ve yazıyı aslında ben değil o yazdı.
Haydi selametle…
