MUPA’nın  Sermayesi 22 Ayda Nasıl Yüzde 528 Bin 900 Büyüdü?

Böyle bir şey olamaz, mümkün değil, bu nasıl bir büyüme? Yazar, sıkı saçmalamış ya da hesap şaşmış diye düşünmek bedava. Muğla Büyükşehir Belediyesi Meclis Tutanaklarına tek tek bakıp, eline hesap makinesi alıp, hem geçen zamanı ,hem de bu büyümeyi belgelemek, ispatlamak da biraz zaman alır. Ama teyidi için şifreye, internette özel bölgeye girmene gerek de yok kardeşim. Gir belediyenin sayfasına şeffaflık ilkesi gereği yapılarak sitede bulunuyor hepsi.

Bak aslında başlık şu olmalıydı:

Bütçe Sihirbazlığı ve Bir  “Hibe” Kabuğunun  Anatomisi

3 kişi anca okurdu! Ulusal medya, bu haberin yüzüne bakmazdı. Şimdi umutluyum…Kamu kaynakları hususunda hassasiyeti olan bilinçli katılımcı cumhuriyetçi yurttaş okur mutlaka…

Girizgah uzadı. Konuya gelelim.

Maliye koridorlarında bazen öyle rakamlara ve öyle yöntemlere rastlarsınız ki, insanın gözü gayriihtiyari resmi evrakların satır aralarına takılır. Hukuk arkadan dolaşmayı sevmez ama yerel yönetim pratikleri bazen hukukun etrafından aman bir dolanır ki, ortaya çıkan tabloyu anlamlandırmak için sadece matematik yetmez; ciddi bir sistem okuması gerekir.

Gelin, son günlerin o çok konuşulan “mali mucizesine” ve onun perde arkasındaki o ilginç doğum hikayesine yakından bakalım.

Tarih: Temmuz 2024

Belediye meclisinin önüne bir gündem maddesi geliyor: Dışarıda kurulmuş, ticari sicildeki sermayesi sadece 25 Bin TL olan bir anonim şirket. Bu şirket, her ne hikmetse, belediyeye “şartsız bağış” olarak hibe edilmek isteniyor. Meclis elleri kaldırıyor, hibe kabul ediliyor ve o 25 bin liralık “küçük ve masum” şirket, artık belediyenin resmi iştiraki oluyor. Hani tabiri caizse, dışarıdan hazır alınmış, içi boş bir kurumsal kabuk…

Aradan sadece 22 ay geçiyor. Saatlerimizi bugüne, Mayıs 2026’ya ayarlıyoruz ve karşımızda aynı şirketin onaylı bütçesi duruyor: 132 Milyon 250 Bin TL!

Matematik sabırlı bilimdir, yalan söylemez. İlk gün meclis salonunda “şartsız” diye kabul edilen o 25 bin liralık yapının bugünkü değişimi, ekonomi literatürünü ve ticari mantığı taşa tutacak cinsten: Tam yüzde 528 bin 900’lük bir büyüme! Başka bir deyişle, bağış alındığı günkü değerinin tam 5.290 katı.

“Boş Kabuk”tan Devasa Bütçeye

Hiçbir organik ekonomik faaliyet, hiçbir dahi CEO’nun vizyonu veya ticari başarı, 22 ayda bir yapıyı yüzde 500 binin üzerinde büyütemez. Dolayısıyla karşımızdaki tablo bir “ticari başarı hikayesi” mi? Yoksa  tamamen bilinçli ve yukarıdan aşağıya kurgulanmış bir idari operasyon mu? Siz karar verin.

Bir belediye neden sıfırdan, kendi adıyla, tüm denetim ve kuruluş süreçlerini şeffafça yürüterek bir şirket kurmaz da; dışarıda kurulmuş 25 bin liralık bir anonim şirketi “şartsız bağış” yoluyla bünyesine katar?

İlk akla gelen cevap yerel yönetimlerin bürokratik denetimlerden kaçmak için kullandığı o çok sevilen “arka kapı” formülünde mi ? Sıfırdan şirket kurmak; İçişleri Bakanlığı’nın onayından, Cumhurbaşkanlığı genelgelerinden ve sıkı tasarruf tedbirlerinden geçmek demektir. Oysa dışarıda kurulmuş bir şirketi meclis kararıyla “bağış” olarak devralmak, tüm bu Ankara bürokrasisini ve denetim radarlarını bir hamlede bypass etmenin en kestirme yolu diye biliniyor.

Yani, iki yıl önce mecliste “Ne var canım, altı üstü 25 bin liralık şirket belediyeye hibe ediliyor, fena mı?” denilerek içeri alınan o masum kabuk; aslında bugün yönetilecek olan 132 Milyon TL’lik devasa bütçe için  tasarlanmış bir “Truva Atı” olabilir mi?

Geçen bu sürede o boş kabuğun içine belediyenin ana bütçesinden, yani halkın vergilerinden devasa miktarda nakit, yetki, ihale ve hizmet alımı “enjekte edilmiştir” desek yeri mi? Yoksa densizlik mi olur?

İşçinin Kuruşu Manşet, Şirketin Milyonları Bilim Kurgu Filmi Sadece  Seyret!

Tam bu noktada, mesleğin tam göbeğinden, turnusol kağıdı vazifesi gören o can acıtıcı soruları sormak gerekiyor. Yerel ve ulusal medyanın, aynı zamanda siyaset mekanizmasının “odak ayarı” nerede bozuluyor?

Bir yanda, asgari ücret sınırında hayatta kalmaya çalışan, evine ekmek götürme derdindeki belediye işçisi var. O işçiye enflasyonist yangında nefes alsın diye yapılan yüzde yüzlük zam, medyanın manşetlerine hemen şu feryatla taşınır: “Bu bütçe bunu kaldırır mı? Belediye batıyor mu?” Ardından mikrofonlar başkana uzatılır. Başkan, bütçe imkanlarını zorlayan, adeta imkansızı başaran bir “kahraman” edasıyla durumu  anlatır; medya ve siyaset bu kahramanlık hikayesini iştahla servis eder.

Peki, işçinin cebine giren üç kuruşu hesaplamak bu kadar kolayken; bir kurumsal kabuğun içinde büyüyen 132 Milyon TL neden kimsenin dikkatini çekmiyor? Rakam bu kadar yükselince habere değil, bilim kurguya mı konu oluyor?

Hayır, aksine! Rakam bu kadar yükselince, o konu artık yerel demokrasinin namus ve liyakat sınavına dönüşüyor.

İşçinin zammını bütçeye yük görenlerin, hatta çıkaracağı  işçinin  tazminatını ödemek için bile ek bütçe talebinde bulunmakta  beis görmeyenlerin  25 bin liralık şirketin 132 milyon liraya fırlamasını görmezden gelmesi bir “gözden kaçırma” değil, bilinçli bir körleşmedir.

Sorumluluğu Sadece Gazeteciye Yıkmayalım: Ya O Elleri İndirip Kaldıranlar?

Hadi gazetecinin mali okuryazarlığı yetmedi, hadi cesareti eksik kaldı diyelim… Peki o meclis salonunun ceylan derisi koltuklarında oturan, muhalefetiyle iktidarıyla “halkın parasını korumakla” görevli meclis üyelerine, denetim komisyonlarına ne demeli?

İşçinin maaş zammı gündeme geldiğinde komisyon odalarında kuruş hesabı yapan, bütçe dengelerinden dem vurup adeta maliye bakanı kesilen ey muhalefet; ey denetim mekanizmaları!

Temmuz 2024’te önünüze gelen o “25 bin liralık hibe şirketi” buralara gelirken hiç mi şüphelenmediniz? 22 ayda bütçe 5.290 katına çıkıp 132 Milyon TL’lik bir deve dönüşürken, meclis kürsüsünden tek bir soru önergesi vermeyi, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor, bu paralar hangi usulle harcanıyor?” demeyi neden akıl edemediniz?

Şimdi bu kentin hafızası ve kamusal yararı adına sormak zorundayız:

Temmuz 2024’te o şirketi belediyeye “şartsız” bağışlayan o gizemli hayırsever (!) kimdir ve bu 25 bin liralık şirketi neden bağışlamıştır?

Ankara’nın denetiminden kaçmak için “bağış” formülüyle arkadan dolanılan bu sistemde, 132 Milyon TL’ye ulaşan bütçeyi yöneten kadrolar hangi liyakat zinciriyle oraya getirilmiştir?

Bu geometrik büyüme sahaya nasıl yansıdı? Bu paranın ne kadarı bu kentin sokaklarına, suyuna, sosyal adaletine “somut bir çıktı” olarak döndü?

Soruyu sadece kalemi tutana değil, o meclis salonunda yetkiyi tutana da sormak namus borcudur. Eğer bir yerde, arkadan dolanma bir hibeyle alınan şirket bütçesi 22 ayda 5 bin katına çıkıyorsa, orada artık “hesap sormak” değil, acilen “hesap vermek” esas olmalıdır.

Kamu maliyesi, yerel yöneticilerin arkasından dolanabileceği bir oyun alanı değildir. Günün sonunda o bütçenin de, o şirkete aktarılan her kuruşun da sahibi bu kentin ta kendisidir.

Yazı, denetim için kamu adına tüm yetkili mercilere açık bir ihbar, aleni bir davettir.

Haydi selametle…

Yayınlama: 28.05.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.