Türkiye’de siyasetin en büyük yanılgısı şudur:
Partiye itiraz edenin, partiye düşman sanılması.
Oysa gerçek tam tersidir.
Bir partiye en büyük itiraz, onu hâlâ ciddiye alanlardan gelir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi içinde sessiz ama kalabalık bir kitle var.
Sandığa giden, sosyal medyada savunan, sokakta kavga eden…
Ama aynaya baktığında rahatsız olan bir kitle.
Bu insanlar muhalif değil.
Bu insanlar nankör değil.
Bu insanlar “AK Parti’ye çalışmıyor”.
Bu insanlar sadece şunu soruyor: “Biz ne zaman eleştirdiğimiz şeye benzemeye başladık?”
ALKIŞ ÇAVUŞU ARIYORSAN 16. YÜZYILA, SİYASET ARIYORSAN VİCDANA BAK
CHP’nin kronik hastalığı yeni değil.
Eleştiri geldi mi, refleks aynı:
“Saldırı var.”
“Parti yıpratılıyor.”
“Şimdi sırası mı?”
Oysa siyaset tam da şimdi yapılır.
Yanlış varken susmak, yanlış geçince konuşmak değildir siyaset.
O olsa olsa alkış çavuşluğudur.
Bugün CHP’yi asıl yoran şey iktidar baskısı değil;
kendi içinde kurduğu dokunulmazlık alanlarıdır.
Belediyede bir akrabalık ilişkisi mi var?
“Yapmayın, bizimkiler.”
Bir zeytin kesimi mi yaşandı?
“AKP de kesiyor.”
Bir park betona mı boğuldu?
“En azından niyetimiz iyi.”
İyi niyetle beton dökülmez.
İyi niyetle hukuk eğilip bükülmez.
İyi niyetle ilke askıya alınmaz.
“AMA ÖTEKİLER DAHA KÖTÜ” SİYASETİ
CHP seçmeni artık bu cümleden yoruldu.
İktidarda olan hata yapar.
Ama denetim görevi ve hatayı önlemek — ya da hatadan döndürmek —
ana muhalefetin asli ödevidir.
CHP’nin varlık sebebi, kötünün biraz iyisi olmak değildir.
CHP’nin iddiası, başka türlü olmaktır.
Eğer ölçünüz iktidarın kötülüğü ise,
iktidar değiştiğinde elinizde hiçbir ilke kalmaz.
Bugün parti içi muhalefet eden seçmen şunu söylüyor:
“Biz AKP’ye benzemesin diye CHP’liyiz.
Benzemeye başladığında susmayız.”
Bu bir tehdit değil.
Bu bir uyarıdır.
GENEL MERKEZ DEĞİL, TABAN KONUŞUYOR
İlçe başkanı istifa eder mi, ettirilir mi tartışması tali bir meseledir.
Asıl mesele şudur:
Bu noktaya gelene kadar neden kimse konuşmadı?
Neden herkes belgeleri sonradan okudu?
Neden herkes hukuku iş işten geçince hatırladı?
Neden ilke, genel merkez talimatıyla devreye girdi?
CHP’yi ayakta tutan şey liderler değil, kurumsal hafıza ve altı oktur.
O hafıza zedelendiğinde,
afişler durur ama inanç dağılır.
BU YAZI BİR KAVGA ÇAĞRISI DEĞİLDİR
Bu yazı bir ayrışma metni değildir.
Bir tasfiye çağrısı hiç değildir.
Bu yazı şunu söylemek içindir:
CHP’yi savunmanın en dürüst yolu,
Yanlışı savunmamaktır.
Bugün susarak partiyi koruduğunu sananlar,
yarın konuşacak kimseyi bulamayabilir.
Çünkü CHP seçmeni
sadıktır ama suskun değildir.
Ve en önemlisi:
Bu partiyi kaybetmek istemez.
Ama bir siyasi parti ilkesini kaybederse,
zaten çoktan bitmiş demektir.
Kışla Parkı ve Muğlaspor Parkı’nda kent belleğine sahip çıkmak için ayağa kalkan CHP’lilerin
karşısında kimler var?İyi bakın…
Kim gerçekten çevreci,
kim polemiklere sığınarak siyaset yapıyor pozuna müdavim? Kimler kimlerle beraber? Seçmen olarak siz değerlendirin.
Unutmayın; iktidar olma yoluna, kör savunma çıkmazından varılmaz.
CHP’nin iktidar olma yolundaki engeli dışarıda değil;
içeride susulan yerdedir.
Bunun için geriye gitmeye gerek yok CHP örgütü son yapılan il/ilçe seçimlerinde kendi eleştirdiklerini hatırlarsa zaten bu düğümü çözer.
Haydi selametle…
