DEĞİL 10 YIL ASIR GEÇSE UNUTMAM

Gazetecilik asla sessiz olamaz: bu onun en büyük erdemidir ve en büyük hatasıdır.

15 Temmuz hain FETÖ şerefsizlerinin darbe kalkışmasında şehit düşen Polis Memuru Nedip Cengiz Eker kardeşimin şehadetinin üzerinden koca 10 yıl geçti. Zaman geçiyor ama acısı ilk günkü gibi taze; onu hiç unutmadım. Cengiz, polis-adli muhabirliği yıllarımda hayatımda çok güzel, çok derin anılar bırakmış kardeşlerimden biriydi. İşte tam da bu yüzden acısı bu kadar büyük. Çünkü bu meslekte bağ kurduğunuz, dost olduğunuz insanların başına bir şey gelirse, bıraktığı travma çok ağır oluyor.

Meslek hayatım boyunca sayısız ceset gördüm. Yanı başımda can verenler, trajedinin en çıplak haline şahit olduğum anlar oldu. Bir dönem polis olay inceleme ekiplerine teknik ekipmanlarımla destek verdim; o sert, kanlı olay yeri manzaralarından etkilenmedim bile.

1995-1997 yılları arasında askerdeyken, Piyade S-2 bünyesinde albayımla birlikte ailelere çok şehit haberi vermeye gittim. 1996 yılında Sökeli bir şehit kardeşimizin haberini verirken yaşanan o büyük dramda bile kendimi dik tutmayı başarmıştım.

Ben her zaman mesleğimle duygularımı, inançlarımı ve kişisel görüşlerimi birbirinden tamamen ayrı tutan, sahada profesyonelliğinden ödün vermeyen biriyim. Ama bu olay, bildiğim tüm ezberleri bozdu. Çok farklı, çok derinden yaralayan bir şeydi.

Meslek hayatımın en zor, en katlanılmaz anı, şehit kardeşimin anne ve babasıyla röportaj yaptığım o dakikalardı. O an odada oturan bir muhabir değil, acıyla kavrulan bir dosttu aslında. Kendime baktığımda hep şunu düşünürüm: HAYATTAKİEN BÜYÜK YALANLARI HEP KENDİ ANNEME, O ÜZÜLMESİN DİYE SÖYLEMİŞİMDİR.

İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, annelerin gözünde hep o sakınarak büyüttükleri “EVLAT” olarak kalır. Bunu bilerek, o acılı anne ve babanın karşısında oturmak tarifi imkansız bir yüktü.

Röportaj bitene kadar adeta ruhsuz, duygularından arınmış bir robot gibiydim. Sadece işime odaklandım, sessizce görevimi yaptım. Ancak işim bittiğinde, onlarla helalleşip kapıdan dışarıya adım attığımda profesyonellik maskem tamamen düştü. Motosikletimin başına nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Orada, o motorun üstünde öyle bir ağladım, içimdeki acıyı öyle bir boşalttım ki, bunu kelimelerle tarif etmem, hiçbir cümleye sığdırmam mümkün değil.

YILLAR GERÇE DE UNUTMAM

Cengiz’imizin bizlere emaneti olan değerli annesi Güzel Eker ve babası Nihat Eker… Yaşadığınız acının büyüklüğü karşısında saygıyla eğiliyor, ellerinizden öpüyorum. Cengiz’i asla unutmayacağız.

(Not: 15 Temmuz Darbe Kalkışması ile ilgili makalelerimi ve birebir içinde olduğum durumları paylaşmak istiyorum. O üzerimize oynanan kirli algıları da unutmadım. Bu lanetlilere destek verenler medya, işadamı, turizmci, esnaf vb..  unutmadım. Ensenize sıkmak şereftir).

Yayınlama: 05.07.2026
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.