26 yıllık polis ve adli muhabirlik hayatım boyunca kırmızı çizgilerim arası ilk sırayı: ZEHİR TACİRLERİ aldı.
Bu süre zarfında önüme ne paralar, ne tehditler ne de hatırı sayılır tanıdıklar koyuldu. Ancak söz konusu zehir tacirleri olduğunda benim için akan sular durdu. Kendi tanıdığım bir ailenin evladı, en yakınımın akrabası bile olsa; bu milletin geleceğini karartan o alçakları haberlerimle ve sosyal medya paylaşımlarımla deşifre etmekten tek bir an bile çekinmedim, çekinmeyeceğim de!
Atalarımız boşuna dememiş: “Çok para haramsız olmaz.” Bugün Marmaris’te aniden parlayan, kaynağı belirsiz zenginliklerin, lüks yaşantıların arkasında hangi kirli ellerin, hangi gencin kanının olduğunu çok iyi biliyoruz. Kimse kafasını kuma gömmesin; Marmaris’in sokaklarında bu zehir kol geziyor ve bu durum hepimizin canını yakıyor.
GÜVENLİK GÜÇLERİ YALNIZ BIRAKILMAMALI
Açık ve net söylüyorum: Zehir tacirleriyle mücadele yalnızca jandarmanın ve polisin sırtına yüklenerek kazanılamaz! Emniyet güçlerimiz canını dişine takarak çalışıyor. Hele ki Jandarma, artık sadece sınır bekleyen bir askeri güç değil; İçişleri Bakanlığı’na bağlı, iç güvenliğimizin en stratejik, en değerli çelik çekirdeğidir. Polisimizle birlikte sokak sokak, köşe bucak suçlu kovalıyorlar. Peki ya biz ne yapıyoruz? Marmaris ve Muğla mülki amirleri, kamu kurum kuruluşları, oda, dernek ve sivil toplum kuruluşları ne gibi projeleri mevcut. Projeleri yılda 1,2 defa stant açıp önüne geçip poz vererek paylaşımları mı.
YILANA BİN YIL YAŞA DERSEN BİRGÜN GELİP SOKAR
Marmaris’teki dernekler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, kamu temsilcileri ve medya… Herkes elini taşın altına koymak zorunda. Bu şehirde yaşayan her bir birey, uyuşturucuya karşı adeta birer gizli jandarma, birer gizli polis olmak zorundadır. Kulak tıkamak, kafayı çevirmek bu suça ortak olmaktır!
Yemekli Toplantılardan Çıkın, Sokaklara İnin!
Buradan sivil toplum kuruluşlarına ve derneklere açık İLETİYORUM.
Klimalı salonlarda, lüks restoranlarda “uyuşturucuyla mücadele” adı altında yemekli toplantılar yapıp, birbirinizi ağırlamaktan vazgeçin! Kapalı kapılar ardında süslü raporlar yayınlamak, bu illeti sokaklardan temizlemiyor.
ŞİMDİ HAMASET DEĞİL, İCRAAT ZAMANI
Fikir Üretin ve Yaşama Geçirin: Masa başı projeleri bırakın, sahaya yönelik, uyuşturucu baronlarının uykusunu kaçıracak somut fikirler geliştirin.
Sokakları İlanlarla Donatın: Kimi sokaklarda zehir tacirlerine meydan okuyan, toplumu tetikte tutacak mücadele ilanları asılmalı. Bu şehirde uyuşturucu satmanın cezasız kalmayacağı sokak duvarlarına kazınmalı.
Meydanlarda Stantlar Açın: Şehrin en işlek noktalarında stantlar kurun. Bilgilendirme kitapçıklarıyla, broşürlerle aileleri, gençleri uyarın. Toplumu bilinçlendirerek, her bir vatandaşı uyuşturucuya karşı aşılmaz birer güvenlik duvarı haline getirin.
ŞÜPHE ET, İHBAR ET VE SESSİZ KALMA !.
Toplumsal bir savunma mekanizması kurmak zorundayız. Mahallenizde, sokağınızda, apartmanınızda gördüğünüz en ufak bir şüpheyi, sıra dışı bir hareketi anında güvenlik kuvvetlerimize bildirmek vatandaşlık borcumuzdur. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetiyle hareket edenler bilsin ki; o yılan dönüp dolaşıp yarın kendi evladını sokacaktır.
Marmaris’imizi bu illetten temizlemek istiyorsak, topyekûn bir seferberlik ilan etmek zorundayız. Ya bugün birlik olup bu zehir tacirlerinin nefesini keseceğiz ya da geleceğimizin gözlerimizin önünde eriyip gitmesini izleyeceğiz.
Karar Marmaris halkınındır!

