Güney Ege’de “Konser Belediyeciliği” Karaya Oturdu: Makyaj Döküldü, Altyapı Çöktü!

Gazetecilik asla sessiz olamaz: bu onun en büyük erdemidir ve en büyük hatasıdır.

Ege’nin o eşsiz sahil şeridinde, İzmir’den Datça’ya kadar CHP’nin içindeki bir takımlar tarafından yönetilen şehirler de başınızı çevirseniz aynı manzara: Bir yanda görkemli konser afişleri, ışıltılı festivaller; diğer yanda ise ilk sağanak yağmurda göle dönen ana caddeler, köstebek yuvasına dönmüş yollar… 2026 yılındayız ama belediyecilik anlayışımız maalesef “görüntü var, ses yok” noktasında çakılıp kalmış durumda.

Yeni nesil CHP’li belediye başkanlarımıza bakıyoruz; her biri birer “etkinlik ajansı” genel müdürü edasında. Sosyal medyada fiyakalı fotoğraflar, “sıcak asfalt döktük” diye atılan gururlu sosyal medya paylaşımları. Peki, gerçek ne? Gerçek, o sıcak asfaltın altından yağmur sularının geçemeyip kenti teslim almasıdır. Bu bir talihsizlik değil, düpedüz bir mühendislik rezaletidir. Şehrin ana damarlarını, drenaj hattını yapmadan üstüne asfalt dökmek, temeli olmayan binaya boya badana yapmaya benzer. İlk yağmurda o boya dökülür; nitekim döküldü de.

HİZMET Mİ, İKBAL Mİ?

Sorun sadece teknik yetersizlik değil, bir niyet meselesidir. Asli görevi çöp toplamak, yol yapmak ve altyapıyı sağlama almak olan belediyelerin, bütçenin aslan payını “ŞOV” bütçesine ayırması YURTTAŞIN cebine ihanettir. Kendi siyasi ikballerini şehrin geleceğinin önünde tutanlar, liyakati kapı dışarı edip belediye koridorlarını akraba ve yandaşlarla dolduranlar, bugün GÜNEY EGE’NİN turizm potansiyelini baltalıyor. Ege’nin turistik ilçelerinde belediye başkanlığının bir “hizmet makamından” ziyade, siyasi basamak veya rant merkezi olarak görülmesi, kronikleşmiş bir sorun. Belediyelerin istihdam kapısı olarak görülmesi, bütçenin büyük kısmının personel maaşlarına gitmesine, dolayısıyla yatırıma para kalmamasına neden oluyor. Turizm bölgelerindeki imar usulsüzlükleri, yandaşlara çekilen ihaleler o şehirlerin sadece bugününe değil, geleceğine (doğasına, suyuna, mimarisine) ihanet niteliğinde. Hükümete elli türlü laf eden CHP’li başkanlar ve türevleri kendilerine gelince bir farkları olmadığı görülüyor. Belediyeler akraba ve basiretsiz-bilgisiz kişilerle dolduruluyor. Gözümüzün önünde olan Marmaris Belediyesi mevcut. X’de Tolga Erdoğan’ın Belediye Başkanı ACAR ÜNLÜ’nün akrabalarını doldurması paylaşımı vahim tablo. Üç gün sonra memur olacak insanları işten çıkartıp yapmadığı ZULMÜ bırakmayan Halkçı başkan ile müritleri !…  Varlıklı ailelerin oturduğu semtlerdeki kaldırımları her yıl yenileyip, ana caddeler, arka mahalleleri çamura mahkûm etmek hangi “HALKÇILIK” anlayışına sığar? Hükümetin büyük eksiklerini-yanlışlarını eleştirirken, onların yaptığı yanlışların bin beterini yerelde sergilemek, seçmeni “KIRK KATIR MI KIRK SATIR MI” ikilemine hapsetmektir.

KOLİ SİYASETİ, MODERN TÜRKİYE

En acısı da sosyal yardım meselesi. Ramazan ayındayız. İnsan onurunu koruyarak, sağ elin verdiğini sol elin görmediği “Market Kartı” sistemine geçmek bu kadar mı zor? Elbette zor. Çünkü kart dağıtırsanız reklam yapamazsınız, o kolilerin üzerindeki devasa logolarla halkın gözüne sokamazsınız. Vatandaşın yoksulluğundan siyasi şov devşirmeye çalışmak, 2026 Türkiye’sine yakışmayan arkaik bir yöntemdir.

SONUÇ İSE;

Toplumun siyasetçiye güveni pamuk ipliğine bağlı. “Muhalefet gelsin düzeltsin” diyen seçmen, yönettiği şehirde altyapıyı bile beceremeyen bir anlayışla karşılaştığında umudunu kaybediyor. Ege’nin şehirleri festivallerle değil, temiz akan musluklarla, su basmayan yollarla ve liyakatli yönetimlerle kalkınır. Artık vitrini süslemeyi bırakıp temele inme vaktidir. Aksi takdirde, o çok sevdiğiniz “etkinliklerin” gürültüsü, YURTTAŞIN feryadını örtmeye yetmeyecektir. Şehirler, başkanların kişisel ikbal sahası değil; halkın yaşam kalitesini artırmakla yükümlü kamu kurumlarıdır. 2026 yılı, bu “şov belediyeciliğinin” miadını doldurduğu ve halkın gerçek hizmeti talep ettiği bir dönüm noktası olmalıdır. 31 Mart 2024 seçimlerinde İzmir’deki 30 ilçenin 28’ini, Muğla’da 13 ilçenin 11’ini, Denizli’de 19 ilçenin 15’ini kazanan CHP, 8 ildeki toplam 133 belediyenin 92’sinde zafere ulaştı. Bu zafer yapılacak yerel seçimlerde döküleceğe benziyor. Bu dökülmenin başlıca nedeni yolsuzluk, yandaşa peşkeş çekme, kibir, ego, üst perdeden bakma, hizmetsizlik, hizmete gelince türlü bahaneler, belediyelere akraba-yakını doldurma( Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yedi sülalesinin belediye de olması bir örnektir). Söyledikleri ile yaptıkları bir olmayan BAŞKANLAR

Yayınlama: 21.02.2026
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.