Sadece Marmaris’ten Yunanistan’ın Rodos Adası’na geçen Türk vatandaşı sayısı yaklaşık 150 bin civarında. Ege Bölgesi’nin diğer kıyı kapıları da bu denkleme dahil edildiğinde, adalar şeridine akan Türk turizmci sayısı 2 milyonu buluyor. Bu tahmini istatistik, kaba bir hesapla iki tane Muğla şehrinin nüfusunun tamamen Rodos’a taşınması demektir.
Tarih nasıl göreceli bir kavramsa, insanların tatil tercihleri ve Yunan adalarına gitme nedenleri de kuşkusuz kişiye göre değişir. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, basit bir “tatil tercihi” veya “kültür gezisi” olmanın çok ötesinde, tamamen günümüz Türkiye’sinin sert ekonomik koşullarının doğurduğu yapısal bir kaçıştır.
MARMARİS’TE UCUZA ALIP YUNAN ADALARINDA SATMAK
Ortada muazzam bir ticari tezat var ve bunu Marmaris’te yaşayan herkes çok iyi bilir: Kış aylarında feribotlarla adalardan gelen Yunan işletmeciler, Kapalı Çarşı esnafıyla anlaşarak giyim ve hediyelik eşya ürünlerini toptan, çok ucuz fiyatlara kapatır. Kendi adalarında da bu ürünleri perakende olarak satarlar. Üretimin, malın ve tedarikin merkezi burasıyken, Türk tüketicisinin kendi ülkesindeki fahiş fiyatlar yüzünden aynı malın satıldığı adalara turistik göç etmesi tam bir akıl tutulmasıdır.
MARMARİS YAT LİMANI’NDA HESAP TERÖRÜ, YUNAN ADALARINDA KALİTE
Türk tatilcisini sınırın ötesine iten en önemli nedenlerin başında; yeme-içme sektöründeki güler yüzlü hizmet, kalite ve hepsinden önemlisi “fiyat-performans” dengesi geliyor. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz; ancak daha geçen yıl kilosu 75 lira olan hamsiyi bu yıl 350 liradan satın almak zorunda kalıyoruz.
Bugün dört kişilik bir aile Marmaris Yat Limanı’nda standart bir rakı-balık masasına otursa, 20 bin liradan aşağı kalkması neredeyse imkansız. Buna karşılık Yunan adalarında, çiftlik üretimi olmayan, denizden taze çıkmış ürünlerle donatılmış bir masa bu maliyetin yarı fiyatına açılıyor.
Üstelik adaya giden insanın yediği yemekten zehirlenme ya da kazıklanma endişesi yok. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın her ay ifşa ettiği sahte ürünler listesi ortada: Zeytinyağının ana vatanı denilen Balıkesir ve Aydın’dan çıkan yağların bile içine ne karıştırıldığı belli değil. Ülkede tüketilen üç da karşı kıyıda arıyor.
BİR STEAK PARASINA ADALAR üründen ikisi ya GDO’lu ya hileli hale gelmişken, insanlar sadece ucuzluğu değil, güvenli gıdayı DA 2 TANE YEMEK
Geçtiğimiz hafta İçmeler Mahallesi’nde, 18 yıldır Marmaris’te yaşayan ve Türkçeyi iyi konuşan bir İngiliz vatandaşının kurduğu şu cümle, ülkenin turizmde geldiği noktayı özetleyen tokat gibi bir gerçektir:
“Ben Marmaris’te bir steak (bonfile) parasına, Rodos’ta iki tane yiyebiliyorum.”
Yabancı yerleşikler bile bu matematiksel uçurumu görmüş ve rotasını değiştirmişken, Türk insanının kendi kıyılarında bir “velinimet” gibi değil, adeta bir “av” gibi görülmesine tepki göstermesi son derece doğaldır.
Sonuç olarak; Yunan adalarına gidenleri suçlamak ya da milliyetçilik üzerinden eleştirmek yersizdir. Bu akın; denetimsiz piyasanın, fırsatçılığın, kalitesizleşen hizmetin ve günümüz Türkiye’sinin acı ekonomik gerçeklerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Türk turizmcisi şapkasını önüne koyup düşünmediği sürece, Ege’nin suları yerli turist için sadece karşı kıyıya giden bir yol olarak kalacaktır.


