Muğla’da belediye meclislerinde kararların neredeyse tamamı, ilçeler dâhil, bu yıl yüzde 80-90 oy çokluğu ile geçti.
Bunu gururla anlatan basın metinleri de okuduk (uzun süre önce değil geçen hafta) hatırlarsınız.
Mesela Büyükşehir Belediyemizde bu oran net duyuruldu: %95 !
Yüksek oran.
Güçlü çoğunluk.
Ne hoş.
Demek ki; büyük bir mutabakat var.
Demek ki; itirazlar var ama çekimser.
Demek ki; yönetmek kâğıt üzerinde oldukça rahat.
Peki, bu kadar çoğunluk varsa…
Bu kadar çok sorun neden hâlâ ortada dolaşıyor?
Bu muhteşem iş birliği tablosu neden halkın hayatını rahatlatmıyor?
Örneğin, neden esnaf intiharlarını konuşuyoruz hâlâ?
Demek ki; yüksek mutabık geçen kararlar, esnafın yükünü hafifletememiş.
Neden musluklardan su akmıyor ama faturalar oluk oluk akıyor halkın cebine? Taksitlendirmeyi müjdeleyen haberler neden var?
Demek ki; “zam yok indirim var ” cümlesi sahada tam karşılık bulamamış.
Neden yazın tatile gelen insanlar, denize girmeden önce sanayide araba tamiri kuyruğuna giriyor?
Demek ki; ulaşım ve altyapı kararları, turizm takvimiyle henüz tanışmamış.
Neden “gürültüden uyuyamıyoruz” diyenler var hala Bodrum’da, Marmaris’te?
“Kaldırım yok, trafikte can güvenliğimiz yok” manşeti aktif yazılıp çiziliyor üstüne?
Elektrik kesilince suyu kesilenler de burada mı ikamet ediyor?
Her gün bir başka altyapı alarmı nerede çalıyor dersiniz?
Demek ki; mecliste oy çokluğunun sokaktaki dert yüksekliğine boyu yetişmiyor!
Burada insan ister istemez soruyor:
Bu kararlar alınırken hayat meclis üyeleri için nerede duruyordu?
Meclis salonunda büyük çoğunluk var. Ama sokakta herkesin derdi başka.
Demek ki; salonda uyumda oran yüksek, halk ile temasta zayıf.
Kısa süre önce kurulmuş anonim şirketler pat meclise geliyor.
“Şartsız bağış” olarak altı çiziliyor ve oy çokluğu ile
kabul ediliyor. Işık hızıyla
sermayeler büyüyor. Çıt yok! Sorular kayda geçmiyor.
Seçildikten hemen sonra “Sokaklar otopark olmayacak” deniyor. Göreve gelince tarifelerin yazılı olduğu direkler sokakta yeniden beliriyor.Karar yüzde 95 ile geçmiş. “Biz halka böyle söz vermedik” diyene rastlayan var mı?
İlçe belediyelerine bakıyoruz:
Cumhuriyet mirası taşınmazların satış yetkisi alınıyor. Oy çokluğu ile.
Halka sorulmuyor.
Hatta mecliste şu cümleler dolaşıyor:
“Halka sorsak zaten istemezlerdi.”
Bu cümle, yüzde 5’lik çekimserden bile daha ağır.
Çünkü burada artık mesele muhalefetin varlığı ya da yokluğu değil,
itirazın yetkisizliği!
İtiraz var ama yön değiştirmiyor.
Soru soruluyor ama karara girmiyor.
İşte tam burada ‘demokrasi’ yoruluyor.
Çünkü demokrasi sadece çoğunluk değildir.
Demokrasi, çoğunluğun itirazı duymaya razı olduğu yerdir.
Oy çokluğunun olduğu yerde her şey çok düzgün görünebilir. Taa ki birinin eli musluğu açmaya yelteninceye kadar.
Yani,
Yönetici özeti çıkarayım kolay anlaşılmak için, hatırlarsanız demokrasiyi yeniden baştan okuduğunuz etkinlikte Hoca konuyu anlatırken : “Demos konuşmuyorsa,
kratos sadece sayıya dönüşür.” demişti.
Yani mesele saymak değil, halkın sözünün gerçekten meclise değip değmediğidir esasında.
Ama yine de nicelikte bulduğum yüksek demokrasiyi, nitelikte sırf sizin hatrınız için elimde değnekle ararım, bulursam size de mutlaka yazarım Hocam…Bir dahaki çalıştaya yeni konuya ihtiyaç yok demos ve kratos ilgili sorularımız hazır geçen derste anlamadıklarımızı anlatmanız için bekliyoruz…
Haydi selametle…
