“Muğla Bilsin” mi Dediniz? Muğla Zaten Biliyor!
“Muğla Bilsin” demek kolay. Ama Muğla zaten biliyor sevgili siyasetçiler.
Kimin hangi kongrede kimin arkasına geçtiğini, hangi koltuğa kimin torpille oturduğunu, hangi makama “liyakat” değil “lafiyakat” sayesinde varıldığını ezbere biliyor. Bu arada “lafiyakat” için sözlük karıştırmayın. Benim uydurduğum ironik bir kelime; “işini bilerek değil, konuşarak, lafla, çevreyle, ilişkilerle yapanların” durumunu anlatıyor.
Sevgili okuyucularımdan gelen maillerden okuduğum kadarıyla, okula yeni başlayan çocuk, babasından önce “torpil” kelimesinin anlamını öğreniyor bu şehirde. Neden? Çünkü ablası engelli kadrosundan işe
girecekmiş ama babasından istenen yüzlerce binlik çocuğun ayakkabısını bir ay daha yenilenmesinin önüne geçmiş. Devletin kadrosu için komisyon, bu söylentiler doğru mu? Tekrar soralım; partisinden bağımsız bu işi meslek haline getirenlerin varlığı Muğla’da şehir efsanesi mi yoksa gerçek mi? Muğla’da halk için siyaset var mı? Bu akla zarar haller bunun göstergesi mi?
Siyasetin Tiyatrosu, Halkın Draması
Muğla sahnesinde siyaset tam gaz devam ediyor:
Bir yanda “halk için çalışıyoruz” diyenler, diğer yanda aynı halkın suyunu, yolunu, yağmurda evini düşünemeyenler.
Koltuklar değişiyor, yüzler değişiyor ama replik aynı:
“Önceki dönemden kaldı, çözmeye çalışıyoruz!”
Pardon ama bu cümle Muğla’nın su boruları gibi: Her sene aynı yerden patlıyor elinizde!
“Muğla Bilsin” Güzel Slogan da, Lastiği Gevşek Biraz, Ayakta Olunca Durmuyor Düşüyor!
Mesela, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın “Muğla Bilsin” tv programı fikri kulağa hoş geliyor. Ama halk artık diyor ki: “Biz zaten biliyoruz! Siz ne zaman bizim bildiklerimizi öğreneceksiniz?”
Biliyor çünkü yıllardır aynı filmi izliyor: Yazın kuraklık, sonbaharda sel, kışın yollar göçüyor, baharda da aynı
açıklamalar: “İklim değişti, mevsimler kaydı, biz planlamayı sürdürüyoruz.” Eee iyi de kardeşim, mevsimler kaydıysa, siz neden hâlâ aynı saatte uyanıyorsunuz?
Molotof’un Gölgesinde Siyaset
Menteşe Belediye Başkanı Şehir Plancı Gonca Köksal Aras’ın dedesine ait eve yapılan molotoflu saldırı…
Olayın ilk dakikasında herkes parmak salladı: “Siyasi saldırı!” Bir baktık, adli süreçte işin rengi değişti.
Ortada siyasetten çok bağımsız, aile ile de uzaktan yakından tek ilgisi belki de selam vermedikleri komşularının olan kişisel bir mesele varmış. Renk değişti de kendinden emin fevrilik, mahcubiyete
dönmedi. Ama açıklamalar?
“Bizim tepkimiz insaniydi, kim olursa olsun aynı tepkiyi verirdik.” e döndü.
Tabii, halk da diyor ki: “Peki özür? Hani o yok mu?” Yaptığınız acil açıklama dezerformasyona girdi mi girmedi mi? Bunu da açıklayın da bilsin Muğla!
“Yok! Biz ne kadar istersek o kadar bilsin Muğla!”
Tamam Paşam ona da tamam! Obskürantizme dönmüş meğer yüzünüz öyle mi? Siyasette artık öyle bir dönem ki, hata kabul etmek zayıflık sayılıyor.
Oysa halk gözünde zayıflık değil, samimiyet göstergesi.
Ama kim dinliyor? Herkes haklı, herkes mağdur, herkes “doğruyu kendi biliyor.”
“Muğla Sahipsiz” mi, Yoksa “Siyasetsiz” mi?
Haydi dostum bir tartışma programında bizi de çağır da birlikte bakalım bu sorunun cevabına.
Şeffaf, her türden görüşe saygılı, açık, kimsenin sesini kısmadan. WhatsApp gruplarına kadar inen antidemokratik anlayıştan uzak. Var mısın?
Hodri meydan.
Emin ol sıkı izleyici toplarız da kalbin kaldırır mı bu kadar yoğun ilgiyi, onu bilemem! Bulun bir kardiyolog önce iyice bir baksın…
“Muğla sahipsiz” lafı öyle çok söyleniyor ki, sanki şehrin yeni sloganı bu. Çok aramaya gerek yok: Kabak gibi ortada…
Denizi var, ormanı var, kültürü var, insanı çalışkan…
Ama yönetim? O hep toplantıda, o hep dünya semalarında. Az sabır bir karara varacaklar veri topluyorlar. Bir yanda kuraklık, diğer yanda sel…
Bir yanda “yeşil kent vizyonu”, diğer yanda betonlaşan koylar.
Sebep : Jet lag!
Yurttaş diyor ki: “Ben vergimi ödüyorum, suyu tankerle alıyorum, sonra da televizyonu açıyorum; belediye çevre ödülü almış!” İroni değil, trajedi bu.
Muğla Yazıyor, Ama Siyaset Okumuyor
Halk artık sadece dinlemiyor, yazıyor.
Sosyal medyada, kahvede, pazarda, minibüste…
Bayanlar /Baylar, partisi fark etmez
Başkanlar;
Millet, ‘Halk Gazetesi’ni çıkarmış durumda sosyal medya hesaplarında “Yazdık, duyun” diyorlar.
Hele AK Parti Muğla iç siyaseti, yapılan atamalar, koltuklarda oturanların mahremi üzerine anlatımları karikatüre dökerken meşhur olan fenomenler türedi sosyal medyada. Bu, bir tür ahlak arayışı mı yoksa ahlaksızlık mı okurken anlamaya tercüman gerek! Takipçisi çok, peşine düşüp de “sen de kimsin?” diyeni yok bu hesapların.
Farkında mısınız?
Peki CHP’nin kongre notlarını tutanlara ne demeli! Gerçekleri mi anlatıyorlar yoksa hayli sert mi elestiriyorlar karıştı birbirine söylemler…Aile içi söylemler ‘kırar geçerim’i geçti ‘yıkar daha iyisini ben yaparım’a döndü. Mevcuttan memnuniyetsizlik sınır tanımaz halde.
Halktan gelen bu seslere nedense yukarıdan kimseden cevap gelmiyor. Bazıları için “Ankara Kuşu” kadar hükümleri yok. Ancak Muğla semalarında uçuyor bu kuşlar!
Tabi yukarıdakiler ya “basın danışmanına iletin” diyor ya da “konu bizim alanımıza girmiyor.” Sanırım fazla aşağıda kaldık dostlar…Asansör yok mu?
Bakın sevgili yöneticiler, Muğla’nın alanı belli:
Yağmur yağınca taşan rögar, yazın kuruyan çeşme, ucuz su diye pahalıya
alınan tanker…
Yani tam da sizin alanınız! Hedefiniz: Muğla’da halkın rahatı, refahı..Marş marş…
Anlaşıldıysa hedef hani bu yolda yürüyen ?
Muğla Biliyor, Ama Çok Sabırlı ve Susuyor
Muğla halkı öyle zarif ki, hâlâ sabırla bekliyor.
Ama bu sabır sessizlikten değil, umuttan doğan bir inat. Belki de içten içe diyorlar ki:
“Bir gün gerçekten bilen biri gelir de, bu şehri sahiplenir.”
O güne kadar, siz konuşmaya devam edin efendim. Sponsorla dağıtım yapsanız da, halkın önüne gökten zembille düşseniz de halk sizi izlemiyor. Neden? Son skorunu bildiğin maçı izlemek gibi sizi izlemek artık!
Muğla zaten biliyor ve emin olun, not da alıyor.
Günü geldiğinde sandıkta tek bir cümleyle cevap verecek: “Anlattın, anladık, gereğini yaptık.”
Ne zaman diyecek? 2026 Kasım’ a ne kaldı şurada! Az sabır öğrenin halktan…
Haydi selametle…
