Kafası karışık vatandaş notları ileteceğim bugün size.
Hazırsanız başlayalım…
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bir çıkış yaptı:
“Ulan milletvekilleri!” dedi!
Bir belediye başkanı, yani bir kamu görevlisi…
Kime diyor bunu?
Kendisi gibi halkın oyuyla seçilmiş, yasama organının üyelerine.
Üstelik sadece “ulan” da yetmiyor ekliyor
“Vicdansızlar” diyor.
Bu, sadece bir öfke patlaması değil. Bu, sistemin kendi kendine güvenini kaybettiğinin ilanı.
Çünkü halkın seçtiği biri, diğer seçilmişlere bu dille konuşuyorsa, vatandaş da doğal olarak şunu soruyor:
– “Madem birbirlerine böyle çıkışıyorlar, bize ne yapmazlar?”
– “Devletin içindekiler birbirine güvenmiyorsa, ben nasıl güveneyim?”
– “Demek ki herkes kendi cebine bakıyor…”
Ve işte o zaman halk devlete küsmez belki ama, devletten şüphe etmeye başlar.
Bu da çok tehlikeli bir durumdur.
“Devlet” dediğin yalnızca anayasa, bina, bayrak değildir. Devlet, en çok da güvendir.
O güven sarsılırsa, ne elektrik önemlidir, ne doğalgaz, ne yol, ne köprü.
Peki Bu Ağaçlar Neden Kesiliyor? Başkan Aras sormuş ya ben cevaplayım:
Çıkalım biraz duygudan, girelim bilgiye.
Kesilen ağaçlar, devletin enerji üretim sahasında. Yani kömür çıkarılıyor özel şirket aslında bir taşeron gibi kullanılıyor ve üretilen elektriğin tek alıcısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Yani, satış özel sektöre değil, devlete!
Yani aslında durum “rant” değil, “enerji güvenliği” meselesi.
Kanada’da petrol bulunsa, bırak ağacı, kutup ayısının evini sökerler, üstüne istasyon kurarlar.
Bizde ise bir ağaç kesilince, “rant mı var?” diye soruluyor. Neden? Çünkü ortada net bir açıklama yok. Zaman zaman olsa bile öyle güzel üstü örtülüyor ki ağıtlar, dramalarla…Algı operasyonu volüm 100!
Muhalefet Alternatif Sunuyor mu?
Tam da bu noktada CHP’ye soruluyor:
– “Adil geçiş planınız var mı?”
– “Bu elektrik yerine neyi koyacaksınız?”
– “Kömür olmaz diyorsunuz da, peki ne olur?”
Cevap?
Yok!
Yerine ne var sadece eleştiri var. Ama çözüm yoksa, o eleştirinin adı vizyon değil, gürültü olur. Oysa, bu coğrafyada turizm bu sezon en çok neyi şikayet etti elektrik ve su kesintilerini!
Enerjiye Karşı Olmak mı, Üretim Modeline mi?
Eğer dert üretimse, o zaman bu halkı karanlıkta bırakmayı göze alıyorsunuz demektir.
Eğer dert üretim şekliyse, o zaman çıkın, alternatifinizi koyun. Güneş, rüzgar, jeotermal, neyse.
Ama sadece “Yapmayın!” demekle hiçbir şey yapılmaz.
Peki Vekiller Neden Susuyor?
İşte işin rengi burada değişiyor.
“Ulan milletvekilleri” lafı çıkıyor, ama o vekillerden tek bir kişi bile çıkıp “Dur bakalım” demiyor.
Ne “Bize böyle konuşamazsın!” diyen var…
Ne “Haklısın, bu konuya eğilmemiz lazım” diyen.
Ve sessizlik başlıyor:
– “Demek ki bir şeyler dönüyor…”
– “Herkes susuyorsa, çıkarları çatışmıyordur…”
– “Yoksa herkes aynı gemide mi?”
Bu sessizlik, halkın zihninde koca bir güvensizlik galerisi açıyor.
Siyaset dedikoduyla değil, açık, net, hesap verebilir duruşla yapılır.
Lafın Kısası: Siyaset Çözüm Sanatıdır, Sahne Değil!
Bir kamu görevlisinin diğer kamu görevlilerine sokak ağzıyla konuşması ne kadar yanlışsa, milletin temsilcilerinin buna karşı sus pus kalması da o kadar vahimdir.
Devletin itibarı, temsilcilerinin ağzında başlar. Oradaki cümle, sadece bir laf değil, bazen bir sistemin ayakta kalıp kalamayacağının göstergesidir.
Nejat Uygur’un dediği gibi:
“Biz, bizi unutanları asla unutmuyoruz.”
Buna bir ekleme de ben yapayım:
Biz bizi kandırmaya çalışanları hiç affetmiyoruz. Bilginiz olsun!
Haydi selametle…
