Yıl 1935..
Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlık durumu iyi değil. Seyahatleri azaltılmış. İçinde bir yerde belki de hissediyor “Bu Türkiye turu son olabilir.” Türk Milletinde de bu yönde bir endişe var ki helallik istemelere sık rastlanıyor tarih kitaplarında, 1935-1938 seyahatlerinin anılarında.
21 Şubat 1935
Gazi Mustafa Kemal Paşa, Ege vapuruyla Fethiye’ye geliyor. Halkla ve yerel yöneticilerle sohbet ediyor, fırka başkanları ve vatandaşlarla görüş müzakere ediyor.
Rivayet o dur ki;
Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu ziyaretinde, Fethiye’de bir askerî deniz gösterisini izler. Genç denizciler çok güzel bir gösteri yaparlar. Disiplinli, etkileyici ve büyük özenle hazırlanmış bir gösteridir. Gösteri sonrası, Atatürk çok memnun kalır ve bir ara birlik komutanına döner:
Bu çocuklar nerede görev yapıyorlar? Diye sorar.
Komutan cevaplar:
— Sayın Paşam, bunlar sadece gösteri birliği. Gerçek görevleri yok, sadece bu tür törenler ve gösteriler için hazırlanıyorlar.
Bunun üzerine Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bir an durur, ciddi bir tavırla şu unutulmaz sözü söyler:
— Milletim bu kadar zengin değildir! Bu kadar genci sadece gösteri için yetiştiremeyiz. Bunlar eğitimlerini almalı ve asıl görevlerinde kullanılmalı.
Bu söz, Atatürk’ün gösterişten ziyade işlevselliğe, verimliliğe ve halkın kaynaklarını doğru kullanmaya verdiği önemi gösteren çok anlamlı bir örnektir. Aynı zamanda askerî disiplini ve gençliğin verimli değerlendirilmesini ne kadar önemsediğinin de bir göstergesidir.
Bu seyahat, yıllar boyu sırf bu anekdotu nesilden nesile aktarma görevini Fethiye’ye bir emanet olarak bırakır. Yükü ağırdır. Alıp da yerden taşıyan bulundu mu? Bilmem!
23 Şubat 1935
Yine Ege vapuruyla Marmaris’e geliyor. Sağlık sorunları nedeniyle karaya inmediği için karşılama heyeti ve halk vapura sandal ve botlarla yaklaşarak Atatürk’e helallik selamı gönderiyor.
Atatürk, Marmaris’in çam ormanlarıyla kaplı yamaçlarını, berrak denizini ve sakin koylarını görünce, burasının mutlaka korunması gereken bir doğa hazinesi olduğunu belirtiyor. Doğaya olan hassasiyeti bilinen Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın , bu bölgelerin gelecekte büyük önem kazanacağını öngördüğünü ise o yolculukta yanında olan Afet İnan anlatıyor, vefatından yıllar sonra…
Her iki tarih de Muğla’nın başlıca ilçelerinde anlamlı diyaloglara sahne olmuş ve bugün bile belgesellerde selam sahneleriyle yer alıyor.
Dönemin yerel yöneticilerinin aktardığına göre Fethiye ve Marmaris’te yaptığı konuşmalarda halkın Cumhuriyet algısıyla ilgili samimi sohbetler ettiği söylenir. Zaten 1935-1938 yılları arasında yaptığı son yolculuklar Cumhuriyet modernleşmesi, yerel kalkınma ve diplomasi hamleleriyle yakından ilişkiliydi.
Her şeyi bir yana bırakın, bana göre son seyahatleri Atatürk’ün Cumhuriyet’in doğu ve güney kesimlerine verdiği önemin, halkla birebir temas isteğinin somut bir göstergesiydi.
Aynı zamanda deniz sevdası ve halkla kurduğu sıcak iletişimden Muğla’nın da nasibini aldığını anlatır bu anekdotlar.
1937 yılında Muğla’ya gelmesi planlanan ziyarette hazırlanan “Reisicumhur Dairesi” ve gül kurusu döşemeleriyle hafızaya kazınmış. Fakat Çanakkale’deki İtalyan silah skandalı ve ardından çıkan sağlık sorunları nedeniyle bu ziyaret nasip olmamış.
Gelelim günümüze… Ya da hiç gelmesek ve yüzümüz kızarmasa mı?
Diğer iller, Atatürk’ün gelişini “bando, ışık show, kortej, balolarla” kutlarken, Muğla’da durum şöyle;
Marmaris’te her yıl Atatürk’ün Muğla’ya gelişinin yıldönümü Aksaz donanması yetkilileri ve birkaç mütevazı grup katılımıyla gerçekleştiriliyor.
Fethiye’de konuşma, kutlama yapan var mı bilmem? Çünkü Google amcamda da veri yok…Ulaşamadım..
Desek ki devletin ve milletin parasını çarçur etmemeyi şiar edinenler bu şehirde, ondandır masraf çıkarmak istemiyorlar! Öyle olmadığını da herkes biliyor!
Mustafa Kemal Atatürk’ün gelişini kutlamak için astronomik rakamlara gerek yok! Okullarda gençleri Atatürk’ü araştıran profesörler ile bir araya getirebilirsiniz, STK’lar birleşip anıtlarının önünde önce çöpleri toplar, tozunu alır. Ardından bu anekdotlar paylaşılır meydandakilerle. Meydanlarda Atatürk’ün son seyahatleri anlatılan belgesel gösterimleri yapılabilir… Tiyatrocular Fethiye’ye Marmaris’e gelişinde yaşananları sahneye bilir.
Böylece bu seyahatlerin ruhu yeniden onurlandırılır.
Atatürk’ü el üstünde tuttuklarını söyleyenler için bu yazı, bugün Muğla’da egemen “Atatürkçü körlük” yerine “Atatürk’ü farklı bir şekilde sahiplenme” çağrısıdır!
Ve son olarak Tokat Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’na çok teşekkür ederim. Bu sene, Atatürk’ün Tokat’a gelişini öyle güzel, öyle anlamlı kutladı ki muhteşem bir Cumhuriyet Defilesi ile…
“Aaa 7 yıldır Muğla’da hiç böyle bir şey görmedim, Atatürk Muğla’ya gelmemiş mi?” dedirtti bana. Sonra da tarih sayfalarında atamın izini sürmek ve bu yazı nasip oldu.
İsminin ve sıfatının hakkını veren “devlet adamlarımız var olsun…!
Haydi selametle…
