Güm Güm Güm: Bir Vicdan Resitali

Menteşe’nin Davulcusu Aslında Bir  Barış Güvercini Olabilir!

Efendim malumunuz, Ramazan geldi, hoş geldi de; bizim mahallenin davulcusu sağ olsun, sanırsın sahurda milleti yemeğe değil, Meydan Muharebesi’ne çağırıyor! Dün gece bir ara öyle bir ritim tutturdu ki, sarsıntıdan evdeki biblolar yer değiştirdi, çıtırımız köpeğimiz korkudan mutfak dolabının arkasına taşındı, ben zaten “Eyvah, göktaşı çarpıyor, sonumuz geldi!” diye fırladım yataktan.

“Benim uykum ağır” diyenlerin uykusu en ağır yerinden delindi..

Ama sonra düşündüm… Dedim ki kendi kendime: “Canan  kızım, bu davulun sesi aslında ne kadar manidar!”

Şimdi bu davulcu arkadaşın o amansız enerjisini alıp, doğru adrese kanalize etsek fena mı olur? Mesela; dünyanın bir ucunda masum çocukların, kadınların çığlığını duymamak için kulağına pamuk tıkayan o sözüm ona “büyük devlet adamlarının” yatak odasına göndereceksin bizimkini. Güm güm güm! “Hadi bakalım,” diyecek, “Uyanın! Öyle konforlu yataklarda, barışın canına okuyup mışıl mışıl uyumak yok!”

Güçlünün yanında saf tutup gerçeği üç takla attırarak servis eden o medya patronlarının kapısına dizeceksin o davulcuları. Öyle bir çaldıracaksın ki, o vicdanın pası sökülecek, o kalemler bir daha “ama, fakat” diyemeyecek. Dünya barışına halel düşürenlerin tam tepesinde bitecek bu davulcu.

“Sahur vakti geçti, insanlık vakti geldi!” diye haykıracak. Hani derler ya “Davulun sesi uzaktan hoş gelir” diye; yok efendim, onlarınki bu arkadaşla birlikte onlara  yakından gelsin! Öyle bir gürlesin ki; vicdanı sağır olanın kulak zarı titresin, uykusu kaçmayanın huzuru kaçsın!

Devlet malına el uzatanın kafasını davula çevirsin tokmağı bu arkadaşın eline versinler. İşte barış simgesi beyaz gömlekli bizim mahalle davulcumuz.

Onun sayesinde ne çocuk ölür, ne kadın şiddete uğrar, ne de emekli aç yatar. Yemin ederim düşük geliri teklif edemez işverenler, yüksek kiraya dili dönmez hiçbir ev sahibinin.

Pür-u pak oluruz! Sadece bu dünya mı canım öbür dünyamız bile  kurtulur! Günah işleyecek insan mı kalır o davulla bu tokmakla mümkün değil!

Aman  davulcu kardeşim, sana da minik, küçücük, mikroskobik bir tavsiyem var; bu kadar enerjiyi, bu kadar desibeli bizim dar sokaklarda harcama! Bu saydığım adresler burası değil!

 Bak, sen o davulu “Kalkın ey ehli vatan!” diye çalarken, bizim çocuklar senin gidişinden iki saat sonra uykusuzluktan gözleri kaymış bir halde okula gidiyor. Biz desen, iki saat sonra işe, mesaiye gidiyoruz; suratımız sirke satıyor, asabiyetten birbirimizin saçını başını yolacağız!

Alt komşum desen, kadıncağız tansiyon hastası, oruç tutamıyor, sabaha kadar senin ritmine eşlik edeceğim diye çarpıntıdan helak oldu.

Gördüğünüz gibi yanlış adreste yapılan  iş  bambaşka bir senaryoya dönüyor. 21.yüzyılda uyanması gerekenler ve uyanma şekilleri 16.yüzyıldan bağımsız bir çizgide.

Belediyeye de çok selam söyle. Uykumuz sarsıntıyla bölünmese bu yazı horultuyla duyulmazdı!

Yani demem o ki; senin o muazzam performansına asıl muhtaç olan yer bizim sakin cadde değil, o vicdanı sağırlaşmış “büyüklerimizin” kapısının önü!

Hadi canım benim, topla tokmağını, bu adresi pas geç,  doğruca dünya barışını bozanların rüyasına girmeye…

Haydi selametle…

Yayınlama: 06.03.2026
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.