Türkiye’de her büyük orman yangınından sonra aynı soru yükseliyor:
“Ormanları kim yakıyor?”
Haklı bir soru…
Çünkü geçmişte yaşanan yangınlar, sonrasında alınan bazı kararlar ve yıllardır süren tartışmalar, toplumun hafızasında kolay silinecek izler bırakmadı.
Ama artık dünyanın bize sorduğu bundan daha büyük bir soru var.
Kanada yanıyor…
Yunanistan yanıyor…
İspanya yanıyor…
ABD yanıyor…
Avustralya yanıyor…
Türkiye yanıyor…
Demek ki mesele yalnızca “kıvılcımı kim çıkardı?” sorusundan ibaret değil.
Çünkü aynı anda dünyanın dört bir yanında benzer felaketler yaşanıyorsa, belki de değişen yalnızca hava değil; oyunun kurallarıdır.
Financial Times’ın geleneksel öğle yemeği buluşmasında konuşan, dünyanın en köklü meteoroloji kurumlarından İngiliz Met Office’in Genel Müdürü Penny Endersby’nin anlattıkları tam da bunu söylüyor.
“Bu yaz bize sıra dışı geliyor. Ama iklim böyle değişirken artık olağan bir yaz olmayacak.”
Aslında cümleyi biraz daha bizim dile çevirelim.
Eskiden düşünmeden attığın bir sigara izmariti çoğu zaman büyük bir felakete dönüşmeyebilirdi.
Bugün aynı izmarit çok daha büyük bir yangının başlangıcı olabiliyor.
Yarın ise aynı ihmalin bedeli çok daha ağır olabilir.
Çünkü değişen sigara değil…
Değişen, düştüğü toprak.
Hava daha sıcak.
Toprak daha kuru.
Bitki örtüsü daha kırılgan.
Rüzgâr daha sert.
Yani insan aynı insan olsa bile, şartlar artık aynı değil.
İşte dünyanın konuştuğu konu tam da bu.
Biz ise hâlâ çoğu zaman yangın çıktıktan sonra kaç uçak vardı, kaç helikopter kalktı, kaç ton su atıldı tartışmasının içindeyiz.
Oysa dünya, yangın çıkmadan önce ne yapılacağını konuşuyor.
Meteoroloji de artık yalnızca hava durumu bülteni hazırlayan bir kurum değil.
Bugün verdiği her veriyle aslında şunu söylüyor:
“Elektrik hatlarını buna göre planlayın.”
“Orman yollarını buna göre düzenleyin.”
“Su kaynaklarını buna göre yönetin.”
“Şehirleri daha fazla betonlaştırmayın.”
“Yeşil alanları azaltmayın.”
“Yeni iklime göre yaşamayı öğrenin.”
Biz Menteşe’de “Ağaç kesmeyin.”, “Park revizyonu adı altında toprağın yerine mermer, beton döşemeyin.” derken de aslında bunu anlatmaya çalışıyorduk.
Çünkü mesele birkaç ağacın gölgesi değildi.
Mesele, yarının sıcaklığıydı.
Mesele, toprağın su tutma kapasitesiydi.
Mesele, şehirlerin nefes almaya devam edip edemeyeceğiydi.
2021’de Muğla tarihinin en büyük yangınlarını yaşadı.
Peki o günden sonra gerçekten neyi değiştirdik?
Enerji nakil hatlarını değişen iklime göre yeniden ele aldık mı?
Orman yollarını geleceğin risklerine göre planladık mı?
Su kaynaklarını yalnızca bugünü değil, 2040’ı, 2050’yi düşünerek yönetiyor muyuz?
Yoksa hâlâ geçen yüzyılın iklimi varmış gibi davranmaya devam mı ediyoruz?
Belki de bugün en büyük eksikliğimiz para değildir.
Bilgiyi yönetme biçimimizdir.
Çünkü artık vizyon edinmek için binlerce kilometre yol gitmeye gerek yok.
Çağımızda dünyanın en önemli bilim insanlarını, raporlarını ve fikirlerini bulunduğunuz masadan takip edebiliyorsunuz.
Demek ki mesele harcırah değil…
Okuma alışkanlığı.
Turistik gezi değil…
Vizyon.
Çünkü yarını inşa eden şey görülen şehirler kadar, doğru okunan fikirlerdir.
Bugün bir orman yandığında yine aynı manzarayı görüyoruz.
Köylü traktörüyle su taşıyor.
Orman işçisi canını ortaya koyuyor.
İtfaiyeci, jandarma, polis, AFAD, belediye, sağlık ekipleri ve gönüllüler tek yürek oluyor.
Kimse geri durmuyor.
İşte bu ülkenin en güçlü yanı da bu.
Fakat artık yalnızca yangın çıktığında seferber olan bir ülke olmak yetmez.
Bugün gösterdiğimiz dayanışmayı, yarını planlamak için de göstermek zorundayız.
Bilimin uyarılarını siyasetin gündemine…
Meteorolojinin verilerini yatırım planlarına…
İklim gerçeğini şehir planlamasına…
Orman politikalarını geleceğin şartlarına taşımak zorundayız.
Çünkü gerçek soru artık yalnızca…
“Ormanı kim yaktı?” değildir.
Asıl soru şudur:
Değişen dünyanın bütün uyarıları önümüzde dururken, biz yarını bugünden planlıyor muyuz?
Ve belki de gerçek vatanseverlik…
Yangın çıktığında hep birlikte koşabilmek kadar; o yangınların daha az yaşanacağı bir Türkiye’yi bugünden inşa edebilmek için önce, iklim değişikliğinin insanı değil ama ihmalin bedelini değiştirdiğinin farkına varmak zorundayız…
Haydi selametle…

