Ramazan Vicdanınızı Uykusundan Kaldırmaya Yetti mi?

Sosyal medyada Ramazan çoğu zaman midemize değil, vicdanımıza servis edilen bir içerik oldu.

Bir tabak çorba, bir koli erzak, bir iftar masası… Yanına da mutlaka doğru açıdan açılmış bir kamera. O anın samimiyetinden çok, kanıtlanabilirliği önemliydi sanki. Yardımın kendisi değil, yapıldığının görülmesi değer kazandı.

Asıl soru tam da burada duruyor:

Paylaştığımız şey gerçekten iyilik mi, yoksa bak ben iyiyim” deme ihtiyacı mı?

Ramazan vicdanlara uğradıysa bile çoğu yerde instagramda bir  hikaye  süresi kadar kaldı. Yirmi dört saat sonra silindi. Yoksulluk silinmedi. Öğrencinin buzdolabı dolmadı, kira hafiflemedi, hayat biraz olsun kolaylaşmadı. Ama vicdan, “paylaştım” diyerek kısa bir nefes aldı.

Ve sonra o büyük salonlar…

Zenginin zengini ağırladığı sofralar.

Protokol iftarları.

Basın davetleri.

Aynı imkânlara sahip insanların birbirine “afiyet olsun” dediği masalar bunlar.

Peki soralım:

O sofrada kimle empati kuruyorsun?

Kimin derdine dokunuyorsun?

Bu akşamlık değil de, bir koca yarınlık hangi çözüme katkı sunuyorsun?

Ramazan eşitlenme ayıdır.

Ama bazı iftarlar eşitleri bir araya getirmekten başka bir şey yapmıyor. O masalarda açlık konuşulmuyor; en fazla menü konuşuluyor. Oysa oruç, insan aç kalsın diye değil; başkasının açlığını anlasın diye var.

Empati, klimalı salonlarda kurulmaz.

Empati, tenceresi kaynamayan evlerde başlar.

Bugünkü Ramazan’a baksalardı ne derlerdi?

Hz. Muhammed, büyük ihtimalle uzun uzun konuşmazdı.

Sadece şunu sorardı:

“Aç olan neden hâlâ aç, tok olan neden hâlâ bu kadar rahat?”

Hz. Ömer, iftar davetlerini değil, kapısı çalınmayan evleri sayardı.

“Bu şehirde aç yatan varsa, bunun hesabı sadece verenlerden değil, yönetenlerden de sorulur,” derdi.

Hz. Ali, dindarlığı sofranın zenginliğinde değil, adaletin yaygınlığında arardı.

“Açlık kader değildir,” diye susardı, “paylaşılmayan zenginliğin sonucudur.”

Hz. Hatice ise belki en sessiz ama en ağır bakışı atardı.

Çünkü o, verdiğini göstermeden verenlerdendi.

Bugünse çoğu zaman ihtiyaçtan çok, verenin kimliği görünür.

Belki de hepsi aynı yerde birleşirdi:

Ramazan; paylaşılınca değil, paylaşmaya gerek kalmayacak bir düzen kurulduğunda gerçek olur.

Ve şunu eklerlerdi:

Ramazan’da uyandıysan, 11 ay bir daha vicdanını uyutamazsın.

Haydi selametle…

Yayınlama: 26.02.2026
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.