Sağlıkta Liyakat Mi Dediniz?

Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nde uzun süredir biriken sorunlar, nihayet bir değişimin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir tablo vardı karşımızda: Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni istila eden tahtakuruları, nükleer tıpta yaşanan radyoloji krizleri, sağlık çalışanlarının kronik personel yetersizliğiyle tükenmişlik sendromuna sürüklenmeleri… Hepsi bir önceki İl Sağlık Müdürü döneminde kamuoyuna yansıyan manşetlerdi.

Sağlık Bakanlığı’nın defalarca müfettiş gönderdiği bir müdürlükte, nihayet görevden alma gerçekleşti. Ve gözler yeni atamaya çevrildi.

Beklenti netti:

“Acaba bu kez liyakatli bir isim mi atanacak?”

“Gerçekten sağlık sistemini bilen, sahayı tanıyan bir profesyonel mi geliyor?”

Peki Sonuç?

Yeni İl Sağlık Müdürü kamuoyuna açıklandığında, şaşkınlık dalgası çok sürmeden yerini tanıdık bir sessizliğe bıraktı. Çünkü atanan isim, AK Parti’nin eski Muğla İl Başkanının eşi idi.

 “Liyakat mı dediniz?

Tam da bu noktada, hazır bekleyen PR cümleleri devreye girdi, ancak biraz destursuz azıcık da fütursuzdu dedi ki:

“Sağlıkta torpil dönemi bitti, liyakat dönemi başladı.”

Öyle mi Yani Ne Değişti?

Bu cümle yeni atamayla mı başladı, yoksa geçmişi de kapsıyor mu? Eğer liyakat bugün başladıysa, geçmişte görev alanların liyakatsiz olduğu açıkça kabul ediliyor demektir.

Bu durumda şu sorular gündeme gelmiyor mu?

Önceki müdür ve ekibi gerçekten liyakatsiz miydi? Bugüne dek yapılan yönetici atamalarında ne gibi kriterler gözetildi? Aynı kadrolarda görev alan ama şimdi dışlananlar neye göre gözden çıkarıldı? Atanan yeni müdürün sağlık alanındaki idari geçmişi, liyakat iddiasını karşılıyor mu?

Geçmiş Kadronun Sessizliği Ne Anlatıyor?

Görevden alınan kadronun, arkasında bıraktığı sessizlik aslında çok şey söylüyor. Halkın gözünde bu isimler, sağlık sisteminin çöküşüne tanıklık etmiş, ama çözüm üretememiş figürler olarak kaldı.

Eş, Dost, Akraba Ataması: Liyakat mı, Güven mi? Masada kalan hala bu sorular…

İktidar çevreleri bu tür atamaları genellikle “güvenilirlik” çerçevesinde savunur. “Tanıyoruz, biliyoruz, çalışkan biri” gibi cümlelerle açıklama yapılır. Ancak kamu yönetimi, kişisel güven ilişkisiyle değil; şeffaflık, sınav, tecrübe ve tarafsızlık ilkeleriyle yürür. Şu sorular artık daha yüksek sesle sorulmalı:

Sadece “eş” olması nedeniyle liyakat gölgelenir mi, yoksa gerçekten uzmanlığı mı tartışılıyor?

Sağlık Bakanlığı bu atamanın hangi objektif kriterlere dayandığını kamuoyuna açıklayabilir mi?

Eğer sağlık camiası içinde yüzlerce tecrübeli yönetici varken, tercih bir “siyasi figürün yakını” oluyorsa, bu neyin göstergesi?

Peki Liyakat Gerçekten “Bugün” Başladıysa…

Eğer gerçekten “liyakat dönemi” bugün başladıysa, toplum bunu sadece söylemde değil uygulamada da görmek ister. O halde soralım:

Yeni müdür, görevine nasıl bir kadro kurarak başladı? Önceki yönetimden hangi isimlerle devam ediyor, hangilerini dışladı? Halk, bu atamayla Muğla’da sağlık hizmetlerinde hissedilir bir iyileşme beklemeli mi, yoksa sadece yönetici isimleri mi değişti?

Bir dönem “torpil” ile görev alanlar şimdi sessizce sahneden çekilirken, onların yerini alanların hangi ölçülerle seçildiği sorgulanmazsa, bu kısır döngü sürecektir.

Sağlıkta torpil gerçekten bitti mi? Yoksa sadece yer mi değiştirdi? Liyakat başladıysa, ne zaman test edilecek? En önemlisi: Bu liyakat, halkın sağlığını gerçekten iyileştirecek mi?

Bu soruları yapılan ya da yaptırılan hangisi emin değilim bu haberler sorduruyor farkında mısınız? Yoksa halk bayadır bu sorgudan uzak! Haydi bu detayı da geçelim…Daha da enteresan gelen taraf,  bugünün İl Sağlık Müdürünün dünün Ak Parti İl Başkanı olan eşinin  dönemini de torpil başlığı altındaki sorulara bu açıklamayla muhatap kılması. Bu açıklama yapılırken bu durum nasıl gözden kaçar insanın ağzı açık kalıyor doğrusu. Fazla özgüven iş kazalarına sebep olur dedikleri böyle bir şey mi?

Bu Açıklama Siyasetten Sağlığa Uzanan Bir Gölge mi?

Yeni İl Sağlık Müdürü’nün eşinin, geçmişte uzun süre AK Parti Muğla İl Başkanlığı görevinde bulunmuş olması, bu atamanın sağlık alanındaki liyakatten çok siyaseten “güvenilirlik” temelinde yapıldığı yönünde yorumlara yol açmıştı daha dün. Bu durum, doğal olarak şu soruyu da gündeme getiriyor: Eğer şimdi “torpil bitti, liyakat başladı” deniyorsa, eşinin il başkanlığı yaptığı yıllarda bu torpil sistemi işliyor muydu? Yani, aslında şimdi görev alan kişi, geçmişteki torpil düzenine mi dahil edildi? Eğer öyleyse bu bir sistem değişikliği değil, sadece isim değişikliğidir. Kamuoyunun da haklı olarak sormaya hakkı var:

-İl Başkanlığı döneminde yapılan kamu kurumlarındaki atamalar hangi kriterlere dayanıyordu?

-O dönemde işe alınan yöneticiler ve memurlar hangi liyakat ölçütleriyle seçildi?

-Bu süreçte herhangi bir sınav, mülakat, uzmanlık kriteri dikkate alındı mı, yoksa partiye sadakat yeterli miydi?

-Bugün liyakat iddiasında bulunanlar, dün yapılan atamalardan ve işleyişten sorumluluk alıyor mu?

Geçmişi sorgulamadan, yalnızca bugünü parlatmak, toplumu ikna etmeye yetmiyor. Gerçek bir liyakat düzeni, sadece göreve getirilen kişinin değil; onu getiren sistemin de sorgulanmasını gerektirir.

Haydi selametle…

Yayınlama: 17.07.2025
A+
A-
REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.